İnsanat bahçesi

İnsanat Bahçesi AÇILIYORRR

 

Bir varmış bir yokmuş.  Dünyadan uzak bir gezegen ve gezegende yaşayan o biçim canlılar. Evrenin değişik yerlerinde yaşayan hayvanların sonsuz dinlenmeye geçmeden önce ruhlarının dinlendiği Yanidya burası. Tüm hayvanların özgürce koşabildiği, konuşabildiği, sahiplenilme ihtiyacı hissetmediği. Son ikamet Sonidya’ya gitmeden, ölmeden önce çektikleri eziyetlerin iyileştiği, kabusların son bulduğu muhteşem Yanidya.  Maymunların, atların, köpeklerin kedilerin konuşabildiği, koşabildiği, öğrenebildiği sorgulayabildiği, aile kurabildiği özgür tek yer Yanidya. Diğer taraftan dünyaya gidecek ve insanlara yardım edecek hayvanların son eğitim merkezi.

 

Gezegene normal bir gün. Herkes işinde gücünde. Yaşam normal hızında. Dünyada eziyet gören, araba denen alete takılarak sürüklenen yavru Lebond yeni ışınlanmış Yanidya’ya. Şaşkın. Oldukça şaşkın. Ne oldu ya o eziyet dolu an bitti mi? Hiç de anlayamadı sahibinin neden onu iple arabaya bağladığını. Neden bağırıp çağırıp tekme atıyordu. Midesi üşümüş ve kusmuştu. Bütün neden bu muydu? Gözlerinde yanan öfkeden korkmuş, patisiyle olabildiğince yüzünü kapatmıştı. İstese sahibini parçalardı. Ama onu koruyacağına söz vermişti. Bir köpek sözünden dönemezdi. Sıyrıldı geçmişten. Çevresine boş boş baktı. Buraya nasıl gelmişti. Yol nerde başlamıştı? İki ayak üzerinde yürümesine şaşırıyordu. Camda yansıyan bıyıklarına, gözüne birden takılmış olan gözlüğe ve üzerindeki kıldan örme cekete hayranlıkla bakıyordu.  Havaya girdi. Ceketinin yakasını düzelterek yürümeye başladı. Biraz önce çıktığı binanın rengi turuncudan yeşile döndü. Yeni bir hayvan daha ışınlandığı dünyadan diye düşündü.  Aaa bu tanıdığı biri.  Ne dayak yemişti ama kadın sahibinden. Canavar ruhlu kadın karşıya geçmekte inatlaşan Fırlo’yu öyle böyle dövmemişti. Fırlo’da baya fiyakalı giyinmiş. Elinde bir gazete etkinlikleri okuyordu. Derken kağıt helvaların, pamuk helvaları ellerinde taşıyan çocukların bir yerde toplandığını gördü Lebond. Fırloyla gittiler. Baktılar. Bir afişte kocaman vaat. İnsanat bahçesi açılıyor. Başka gezegenlerden türünün en son örnekleri bu bahçede yer alıyor.

 

“Kaçırmayın”.

 

Büyük puntolar dikkat çekiyor.

 

“Çocuklarınız yakında yok olacak bu türü yakından tanısın”.

 

Fırloyla omuz silkip en yakın kemik bara yöneldiler.  Hayata geri aktılar.

 

Zaman durmadı…

 

Derken gün geldi.  Büyük bir alan insanat bahçesi için belirlendi. Hummalı bir inşaat çalışması başladı. Bölge ormandı. Her yer orman. Yine de açılacak olan alandaki ağaçlar, başka alanlara bozulmadan ışınlandı. Her orman canlısının yuvası bozulmadan taşındı.

 

Çocukların ilgisini en çok, kafesleri birbirinden ayırmak için kullanılan malzemeler çeker. Değersiz görünen adına başka dünyada para denen kağıt parçaları bazı kafeslerin arasında dizilmiş, göğe kadar yükselmiştir. Bazı kafeslerin arasında simsiyah, yapış yapış sıvılar dökülmüş. Adına petrol deniyormuş.  Yine bazı kafeslerin arasını ayırmak, geçişleri önlemek için sarımtırak bir madenden çitler yapılmış.  Çocuklar birbirine baktı, sarı renkli maddenin adı altınmış. Başka kafesleri ayırmak için dökülen kırmızı sıvı inanılmaz kötü hissettirmişti çocuklara.

 

İnşaatta çalışanlar belki bilirler diye onlara sormuş çocuklar.

 

“Nasıl bir şey insan? Nedir bunlar?”

 

İçlerinden hafif göbekli olan gülmüş,  şapkasını çıkarıp kıllı kafasını kaşımış.

 

Çocuklar araya koyduğumuz bu malzemeler dünyadan geldi. Geldikleri ortamı özlemesinler, buraya daha çabuk alışsınlar diye dünyalarında yedikleri, en çok değer verdikleri materyalleri yerleştirmemiz önerildi. İnsanaloglarımız tarafından.

 

O nedenle, kendilerine zarar vermesinler diye bol bol yiyecek malzemesi yerleştiriyoruz, dedi kalın demirleri taşıyan halatı son defa kontrol ederken.

 

İçlerinden en meraklısı, bu kadar yiyeceği nasıl yiyecek ki bir insan diye sordu.

 

Gezegenli büyük maymun, daha fazla işini engellemesinler diye kendisine verilen tabletten kullanım kılavuzunu açtı, uzattı.

 

“Beyaz düğmeye basın”. İçinden umarım insanı anlamak için ömür yetmeyeceğini de anlarlar diye geçirdi.

 

Çocuklar düğmeye bastı. Tanıtım hologramı insanı anlatmaya başladı.

 

Ortaya çıkan hologramdaki önce dikkat dedi.

 

“Dikkat ısırır, yer, bitirir”.

 

Çocuklar daha önce hiç insanatı yakından görmemiş. Hologramda 3 boyut gösterilen insanatlar farklı farklı türdeymiş. Bazısı uzun, bazısı kısa.  Bazısı beyaz, bazısı siyah.  Bazısının yüzünde kendilerine benzeyen yere kadar uzanan kıllar varmış.

 

Hologram devam etti.

 

  • İnsanat denen yaratık çok oburdur. Hep daha hep daha der. Aç görünmeye bayılır. Lütfen dışarıdan aldanıp da yiyecek vermeyiniz. Gün boyu yer. Ne bulursa yer. Bazen zamanı yer. Bazen kendini. Ama en çok da  dostunu yer. Dışarıdan vereceğiniz her yiyecek onu size bağımlı hale getirir. O nedenle hak etmediğini yemeğe alışık olan insanatları hak etmediğini yememeye özen gösteren insanatlardan ayırmalısınız. Yemeğe alışık olanların gözleri daha çukurdur. Enseleri kalın.  Sinsi sinsi bakarlar. Zayıf da olurlar şişmanda. Masum görünmelerine bakmayın. İyi rol yaparlar.  O gözlere dikkat ederseniz fıldır fıldır döndüğünü görürsünüz. Ayak ucunda yürüyorsa fabrika ayarlarına geri döndürmek için onu tecride almamız gerekir kısa bir süre. Elinizi verirseniz kolunuzu kaptırırsınız.

 

  • Havaninglerle gezerken lütfen camınızı gerekli olmadıkça açmayınız. Bazı insanatlar çok dost görünme, kendini gizleme konusunda evrenin en becerikli yaratığıdır. İçinize girebilir. Ailenizin sevimli maskotu olabilir. Ama yakından taşlamaya bayılır. Dünyasında hançer denen savaş aletini hep içinde taşır. Dikkatli baksanız da göremezsiniz. Arkanızı asla dönmeyin.

 

  • Evinize aldığınız insanattan zarar görmek istemiyorsanız, güçlü görünmeye özen gösterin. İnsanat güce tapar. Uysallaşır.

 

  • Ortalama insanat eğitime yatkındır. Ama geneli sorgulamamadan ezberlemeye bayılır. Kendi kendine öğrendikleri de olur ama yine de dışa bağımlıdırlar. Okuduğunu anlaması, anladım diye baş salladığı şeyi yapacağı konusunda çok büyük bir beklentiniz olmasın. Sözüne sadık olanları azdır. Sık sık hatırlatmanız gerekir.

 

  • Tembelliğe yatkındırlar. İçine bakmayı bilmez. Dış ses ararlar, yaratın. Yönlendirmelere kolay kanarlar. Kolay ikna olurlar.  O nedenle çoğu zaman sürü halinde yaşarlar. Kendilerine benzemeyen türdaşlarını ise anında yok ederler.

 

  • Savaşmaya bayılırlar. Savaşmadan duramazlar. Sahiplenmeye, bölge belirlemeye de bayılırlar. O nedenle birbirleriyle çok sık kavga ederler. Kavgayı teşvik ederler. Böylelikle sayılarını, nüfuslarını kolay kontrol edebilirsiniz.

 

  • Erkeği kabadır, tek eşliliği sevmez. Sürekli üremek isteyebilir. Bazısının 49 çocuk insanat doğurttuğu bilinir.

 

  • Günde sekiz saat uyumasına özen gösterin. Bazı insanatlar sekiz saatle yetinmeyebilir. Ayakta uyuyan insanatların varlığı bilinmektedir. Eğer sıkılır ve sizi meşgül etmemesine karar verirseniz, evinize kutuda gelen 3 oyuncaktan birini eline verin. En çok “Bahane” oyuna bayılırlar. Bahane üretmek onlar için nefes almak gibidir. Ürettikleri bahanelere kendileri en çok inanır. “Beyhude uğraşlar” ikinci en sevdiği oyundur. Gerçekten kaçmayı severler. Kolayca yeni bir gerçek yaratabilirler.   Oyun ise “biat yastığıdır”. Lütfen kullanma kılavuzunu dikkatle okuyunuz. Özellikle biat oyununda işi ciddiye alanların gözleri açık olsa da körleşmiş olmaları muhtemeldir. Eğer şekillerini değiştirmeye kalkarlarsa, biat ettikleri gibi yaşamak istediklerindendir. Fabrika ayarlarına geri döndürmeniz mümkün değildir. Ruhlarını şeytan denen  kendi yarattıkları toteme satmaya bayılanlar artık iflah olmazlar.

 

  • İnsanatlar ruh ve bedenden oluşur. Zeka seviyeleri gezegenimiz ortalamasının binde biri kadardır. Ölümsüz olan ruh üzerinde değil ölümlü olan bedenleri üzerinde durmaya, onu dinç tutmaya, ölümlü olmasına rağmen onu yaşatmaya daha çok zaman ayırabilirler. Ruhu anlamaları için insanatın belli bir yaşa gelmesini beklemeniz tavsiye olunur.

 

  • Çiftleşmeye bayılırlar. Tek eşli oldukları söylenemez. Kolay sıkılabilirler. Yeni eş arayışı özellikle belli yaşa gelmiş insanatların sorunların en temel karakteristik özelliğidir.

 

  • Sorumluluk almayı sevmezler. Tüm oyun boyunca mızıkçılık edebilirler. Çocuğunuza insanat tarafından sorumsuzluk öğretilmesini istemiyorsanız insanatlarla kısa süreli oynamasına izin veriniz. Karşısındakini kendine benzetme gibi garip bir salgından müzdariptir bu ırk.

 

  • Kendine de çevresine de eziyet etmeye bayılır. Eziyet etmeyi sevdiği için insanat eziyetle beslenir. Özellikle hakaretle çalışan türleri bulunmaktadır. Başkasını aşağılamaya bayılan insanat sizden eğer hakaret görürse buna bayılacaktır. En çabuk eleştirmeyi, yargılamayı öğrenir. Karşısında sürekli sen yapamazsın deyin. Böylelikle size bağlı olur. Biraz büyüyünce belki davranışsal bozukluk gösterebilir. Rehabilite edilmesi bazen mümkün değildir.

 

  • İnsanatınızın uzun yaşamasını istiyorsanız ona reçetesi ekte verilen gıybet şurubundan içiriniz. Günde kaç defa isterse o kadar. Sınırsız. Gıybet insanatın zihinsel sorunlarını çözer, onu acayip mutlu eder.

 

  • Eğer hırçınlaşmışsa sakinleşmesini istiyorsanız odasına tümsek bir ayna yerleştirin. Kendini olduğundan büyük, iri farklı üstün görmeye bayılır. Ego denen arkadaşı görünmezdir. Egosunu besleyin.

 

  • Morali bozulabilir sık sık. Anlayın ki karşılaştırma hastalığına tutulmuştur. Ona ekte listesi sunulan arşivden daha kötü olayların geçtiği hikayeler anlatın. Aklını uyuşturun ki kendi durumunu unutup başkalarına üzülsün.

 

  • Size isyan edebilir. Tekken bir şey yapmaz. Korkaktır. Birden fazla insanatınız varsa size karşı birleşebilirler bir gecede. O zaman aralarına yeni bir başka insanat koyun. Kibir bölgesinin insanatalrı bu duruma çok iyi gelir. Onlar küçük dağları ben yarattım diyen, her şeyi bildiğini düşünen, böyle yerçekimine inat burunları havada dolaşırlar. Çabucak tanıyabilirsin. Bu insanatın en önemli özelliği dedikodu kokusunu çok iyi alması ve yaymasıdır. Dedikodu kokusu havayı aldıktan sonra merak etmeyin, tüm isyanlar sizden odağını çeker.

 

  • Bazen farkedeceksiniz. İnsanata RAHAT BATAR. Yerinde duramaz. Saldırganlaşır. Bu makam hastalığıdır. Bu semptonlar hayat boyu devam edebilir. O nedenle ona bir masa bir sandalye bulun. Masanın üstüne isimlik koyun bayılırlar. Emirgenouk hastalığı tespit edilen insanatlar maalesef emir vermedi mi ölçeğine inanır. Ona tapılmasını ister. Narsizgenouk hastalığıyla karıştırmayın. Bunun semptomu sadece kendisiyle ilgilenmek, başkasını önemsememektir. Anlamak için yanında bir insanatı ezin. Başkasına yapılan kötü müdahaleye dur ne yapıyorsun demiyorsa, hastadır kesin.

 

Çocuklar bilgileri ilgiyle dinlerken, biri dayanamamış sormuş?

 

  • Ya dünyaya gitmek istediğinden emin misin arkadaş?

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s