Ikilem: Yeterince yok

Yeterince yok.

 

En büyük şikayetimiz, yeterince yok. Hay bu kelimeyi sözlüğe koyanın. Yeterince olmayanları şöyle bir duyalım mı?

 

Yeterince

Para

Zaman

Güç

Aşk

Yemek

Eğlence

Düşünce

Nezaket

Saygı

Sevgi

Merak

Dinlenmek

Paylaşmak

İtaat

 

Yok, yok, yok…

 

Aslında yeterince olmadığı söylenen hemen hemen her şey aslında orada biraz da olsa var, ama söyleyene göre yeterince yok.

 

Bir şeyin yeterince olmaması kimin düşüncesi sorusu takılıyor kafama bu aralar. Çoğu zaman beynim tepkisel düşüncelerle dolu, düşüncelerim tepkisel olunca da etkisel olmuyor. Tepkisel düşünceler aslında benim bile değil, başkalarının söyledikleri, yaşadıklarıyla şekillenmiş. İçinde kendime ait bir şey bulmam mümkün değil. İçinde yeterince ben olmayınca, dışımda olan ve gerçekleşen her şey yeterince yok algılanıyor.

 

Yapacak çok işim var da yeterince zamanım mı yok?

Yapacak çok işim var da yeterince gücüm mü yok?

Yapacak çok işim var da yeterince param mı yok?

 

Nasıl yani? O zaman yapma, az la mutlu olmayı öğren. Baksana en mutlu insanlar, fazla seçeneklere boğulmayanlar. Öğrenmeliyim, istediğim her şeye sahip olamam ancak sahip olduğum şeyi deneyimlerim. İstedikçe benden uzaklaşacak ne istiyorsam. Bırak peşini, bak dönecek kendiliğinden.

 

O zaman çekirdeği değiştireyim dedim. İşlemciye müdahale ettim.

 

Ne düşünüyorsam O’yum. Kısaca yeterince yok dediğim anda yeterince olmamasını yaratıyorum.  Düşünce söze, söz eyleme, eylem de gerçeğe dönüşüyor bu durumda. Tersine çevirmek mümkün değil ilk bakışta. Belki de mümkün, zihnimi kandırmalıyım.  Evet, evet… Zihnimden  hızlı davranmalı ve çabuk düşünmeliyim, yoksa zihin beni “ama”lara boğacaktır.

 

Düşüncemde birkaç dönüm yer almak var ama bir türlü hayata geçiremiyorum? Peki bundan engelleyen ne?

Yapmayı sevdiğim işten geçinmek varken, vazgeçiyor, ısrar etmiyor, çaba harcamıyor ve her gün lanet okuduğum bir yerde debelenmeye devam ediyorum. Peki bundan engelleyen ne?

 

Yaşam amacını bilmiyorsan yaşam amacına uygun bir iş yapabilir misin? Yaşamımı kazanmak için mi çalışmalıyım yoksa yaşamımı yaratmak için mi? Benim seçimin ikincisi…

 

Yani yaşamak isteği yaşama halini çekecektir, yaşamak hali de yaşama deneyimi yaratacaktır. Hayat beni planladığım deneyimleri yaşayacağım koşulara itecektir. Tek boyuta sıkıştırmaya gerek yok kendimi, evren çok boyutlu ve bende onlarca boyut var.

 

Anladım galiba.  Ben istiyorum dediğimde gerçekten yaşadığın tek şey istiyorum diyebilme deneyimi. İstediğim şeyi yaşayabilmem için daha fazlası gerek. Ben biraz zaman istiyorum da yaşadığım tek şey zaman isteme deneyimi. Yani yeterince yok yerine yeterince var dediğimde, deneyimleyeceğim şeyin bana doğru yeterince geleceğini biliyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s