Kahramanıma

“Böyle olur! Döner bakarsan hayatına, sana dokunan insanların önemini ilk anlarda anlamazsın. Oysaki o dokunuş artık senledir, sen farketmeden kozasının içinde büyür, zamanı geldiğinde beklemediğin bir anda çıkar sana koşar. Yaşam, bu kozanın beşiğidir, orada insanlar insanların hayatına dokunur. Orası yaşanan rüyadır, zaman az, yaşanması gereken ise bolca acı, sevgi ve neşedir. Orası mavi gökyüzünün altındaki en bereketli topraktır, işlendiğinde hasatı güzel olur. Sadece merakın ekildiği yer değil aynı zamanda insanla, hayvanla, tabiatla, öğrenmekle sonsuz sürecek dostlukların köklendiği yerdir.

Hayata dokunmanın sorumluluğu ağırdır, herkes yapamaz, kaldıramaz. O nedenle geçmişe baktığımızda onlarcası içinden sadece bir ya da birkaçını hatırlarız. Ne bildiklerinden değil ama duruşlarından; dış görünüşlerinden değil ama yerinde tepkilerinden, materyal zenginliklerinden değil ama davranışlarından dolayı onlar bizim kahramanımızdır. Koşuşan, çalışan, didinen bu insanların yaptığı şey bizi gökyüzünün hışmından korumak için kol-kanat olmak değildir sadece. Onlar bıkmaz, usanmaz, rüzgarın sürücüleri, meteliksiz serüvencidirler, bizi kıtanın bir başından diğer başına ücretsiz ulaştırırlar. Ne kendimizin ne de başkalarının bizi durdurma çabalarını hiçbir zaman kabullenmezler. Tren rayları gibidirler, dümdüz. İlerlememiz için kendilerini teminat göstermekten çekinmezler. Başlarını tutuşları farklıdır. Sanki karşılarına çıkan zorluklardan yılmak yerine aşmaktan keyif alıyormuş gibidir o başlar.

Düşünmek için zaman ayırdığımızda sessiz mevcudiyetlerini, yoğun ilgilerini, hataları sevmelerini, yüksek sesle düşünmelerini, kimsenin kabullenmediği şeyleri kabullenmelerini, başkasının gücüne gerek olmadan kendini taşıyabilmelerini, az sonra duvara yazı yazmak üzere olan haylaz bir çocuğun afacanlığının yansıdığı yüzlerini, acının kaçınılmazlığı karşısındaki korkusuzluklarını, sevgi ve neşenin sırrına sahip olmalarını görürüz. Onlar şiddetin bizde rahatlamasına izin vermezken, sağır olan duvara yumruk atmamıza izin vermezken, herşeyi yutan sessiz kayıtsızlığa karşı bize sesimizi geri verirken, unutulmuşluğun, yalnızlığının sesi içinde onları unutmaya hakkımız var mı?

Kim olduğu, nerde olduğu, yaşayıp yaşamadığı önemli değil! Kahramanımı arayacağım. Kahramanımın titreşimlerini alacak radyo içimde, frekansı ayarlamam yeterli. Mutluyum, özlem dolu dudaklarımda kahramanımın adı var. Mutluyum, benim bir kahramanım var!”

Yazar: berraligezgin

Tutkulu bir öğrenci...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s