Esin Erden & Levent Tanıl

Bana ilham verenleri size tanıtmaya kararlıyım. Bu proje bir insan seyahatnamesi. Yaşamımı zenginleştiren bu mütevazi şövalye insanlar umarım birçoğumuza ilham olur.
Adın ne önemi var diye başlamayı düşündüm önce ama sanki insanın adıyla karakteri el ele, kol kola. O nedenle Levent Tanıl ve Esin Erden’in adını vermek durumundayım. İlişkinin süresini, sürecini, niteliğini etkileyen en önemli an ilk karşılaşma, ilk izlenim. Hani yıllardır tanışık olduğunuzu düşünürsünüz ya Levent öyle bir karakter. Yüz yüze karşılaşmadan önce birkaç telefon konuşmamız oldu, tamam kabul ediyorum ve sesle sesin sahibinin fiziksel görünümünü birleştirme gibi bir takıntım var. İlk karşılaşmadan önce aslında Levent, fiziksel görünüm ve karakteri hakkında bir izlenime sahibim.
Yorucu ama bir o kadar da sohbetin keyfînden bitmemesini istediğim bir üç saat sonra Levent’in oturduğu kasabaya geldik. Şirin bir Ege kasabası diyeceğim, etraf bahçeler içinde tek katlı evlerle dolu. Denizini, yeşilini anlatmaya kelimeler yetmeyeceğinden o konulara girmiyorum. Levent bisikletle karşıladı bizi, kısa ama samimi bir hoş geldinizle kendini takip etmemizi istedi. Bir kot şort, tişört, bol sakal ama benim için en dikkat çeken iki özelliği gözlerdeki ifade ve dikkatlice seçildiği belli olan kelimeler, kelimelere eşlik eden kadifemsi tonun okuma kültürünü nasıl yansıttığı. Özellikle uzun ve fit bir vücudun bisiklete oturuşu değil, selesi boyuna göre kısa ayarlanmış seleden uzanan bacakların pedallara kuvvetlice basması değil, ama orada Levent’in çocuk halinin varlığı ve ara sıra geriye kafasını çevirerek bize karşı hissettiği sorumluluk duygusunun beni ve bizi saran şefkati. Unutulmaz bir sahne benim için.
Yeni çıkan kitabımın sosyal medya üzerinden okuyucuya nasıl ulaştırılacağı sohbetine başlamadan önce Esin’in o sıcak karşılamasından bahsetmemek olmaz. Zarif, asil ve insana kendini insan hissettiren samimi gülümsemesine eşlik eden içten bir hoş geldiniz cümlesi. Ne kadar özlediğimi fark ettim böylesine samimi bir karşılamayı. İş ve gündelik hayatın hengamesinde unuttuğum bir ayrıcalık. Hatırlattığı için sonsuz müteşekkirim. Göz temasına verdiği önem gerçekten sinema, televizyon eğitimi almış birçoğunda yok. Çift olarak çok uyumlular. Aman Allah’ım: “Hayatım istersen yardım edeyim”, “sen yorgunsun ben alırım”, Esin’in muhteşem çalışmalarından bahsederken Levent’in yüzüne oturan gurur, hayranlık, ona verdiği ve karşılık bulduğu değer tam tabloluk.
“Takdir ederim”, “tebrik ederimle” başlıyor cümleleri, ne tevazu, tam bir alçak gönüllülük. Kendisinin bir dönem öğrencim olmasından onur duyduğum, çoğu zaman benim kendisinden birçok şey öğrendiğim Akan’ın dokunduğu bir yetenek Levent. Zaten ziyaretine de birlikte gidiyoruz, her daim abla Mediha’yla birlikte. Levent mezun, bir meslek yüksekokulu mezunu. Okuduğu ortam ilk başta belki kendisine bile olumsuz ve kötü görünmüş olabilir. Onu dinledikçe ve gözlemledikçe, o ilk başlarda kötü denen tüm olumsuzlukların kişiyi hayata hazırlayan donanım kazandıran anlar, koşullar olduğunu düşünüyorum. Okulda zamanını doldurmak için ulaşabildiği kadar vizyonda olan ya da vizyondan çıkmış filmleri eleştirel gözle izleyen Levent’in bana verdiği önerilerde sıklıkla filmleri kullanmasına yaramamış o yıllar. İyi bir film eleştirmeni olmasına, içerik yazarı olmasına, yazar olmasına, kısacası hayatını bu iş üzerinden kazanmasına yardımcı olmuş.
47 yaşındayım ve Levent’le aramda iki koca on yıl var. Neler öğreniyorum, hatta nasıl bir yazar olmam gerektiği konusunda Levent ve Akan bana beklediğim işareti sunuyorlar. Nasıl bir birikim, Allah’ım her cümlesinde yeni bir açılış yaşıyorum o nedenle hiç farkında olmadan önlerinde yerde halıya oturarak büyük bir saygıyla ağzından düşenleri hazmetmeye çaba sarf ediyorum. Bu arada mavi gözlü siyam Mişo keyifle eve girme hatasını yapmış olan sinekleri avlıyor. Levent’in kediye bakışını yakalıyorum, sonsuz bir sevgi akıyor oradan, Mişo da bu sevgiye ilgisiz değil.
Gözlerinde, konuşmasında, davranışlarında tam bir olgunluk var, ama ona bu olgunluğu kazandıran acıları, ruhsal travmaları, yoksunlukları da merak ediyorum. Geçmişine ait çok bilgim yok ama bu yürekli gencin bu olgunluğa erişmeden önce önemli bir ya da birkaç sorunla boğuştuğunu, mücadelesinden zaferle çıktığını görmemek mümkün değil. Kelimeler ve okumaya olan hevesinin bir nedeni var muhakkak ancak gördüğüm şu: Herkes açlığını giderebiliyor, asıl olan bu açlığın toklukla yer değiştirmesi değil beslenmesi, terbiyesi. Öğrenme merhalesinde bilgiyi kendine saklamayı tercih etmeyen Levent yazarlığa bakış açımı değiştirmeye yelteniyor ve başarıyor da.
Levent ve Esin’e, bana rehberliklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Levent ve Esin’ hayatıma katan Akan’a ve her daim ablam kalan Mediha’ya da şükranlarımı sunuyorum.

Yazar: berraligezgin

Tutkulu bir öğrenci...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s