Çocuk yetiştirmek üzerine…

Çocuk yetiştirmeyi masaya yatırmıştım kafamda uzunca zamandır. Hepimizin aklını kemiren sorular:
 
Acaba iyi yetişiyorlar mı, hayata yeterince hazırlayabiliyor muyum?
Başarılı mı olmalı, mutlu mu olmalı, ikisi birlikte mi olmalı?
En iyi okullarda mı okumalı?
100 soruda 100 tam doğru çıkarmasa ne olur?
Yaşamın sunduğu işaretleri mi okumalı?
Kurstan kursa koşarak, üstün sonuçlar alarak diğerlerine yetersizlik mi hissettirmeli?
Yavaş yavaş, yorulmadan, sindire sindire mi ilerlemeli?
Derinleşmeli mi yoksa yüzeyde mi kalmalı?
Kaç tane spor dalıyla uğraşmalı, kaç sanatsal alanda yeteneği olmalı?
Her sorunda başkasını mı çağırmalı, sakin kalıp soruna çözümü kendi mi görmeli?
Gerçekçi mi olmalı, hayalperest mi?
Mutsuzluğunun hıncını başkasından mı çıkarmalı?
Kabullenici mi olmalı?
Merkezi para, güç mevki mi insanlık mı olmalı?
Bencillik mi paylaşım mı?
Materyalist mi yoksa her halde mutluluk mu?
Benim gibi mi olmalı yoksa kendi gibi mi?
Kendini mi mutlu etmeli beni mi?
 
Bunları düşünürken ruhumun ilacı üfledi derinden. Cevabı yine, net, kısa ve düşündürücü oldu “sorgulayıcı olmaya rehberlik edelim, yeter”. Sorgulayıcı çocuk yetiştirmenin maliyetlerinden dem vuracaktım ancak yine de faydaları eksilerinde fazla geldiğinden sustum. Şöyle bir düşündüm, çocukların sorgulayıcı olmaması durumunda dünyanın ne hal alacağını. Hak verdim, sorgulayan çocuk sadece kendini değil beni de geliştiriyor.
 
Tam rahatlamış, sorgulamayı öğretmenin yolunu düşünürken bir gerçeği daha fark ettim. Çocuklar bizi mutlu etmek için kendi mutluluklarından ne kadar da ödün veriyorlar! “Babacığım mutlu olman için sana kahvaltı hazırladım” cümlesinin 20 yıl sonra alacağı hali düşünmek bile istemiyorum. Benle başlayan “kendini değil başkasını mutlu etme” serüveni bir süre sonra arkadaşını mutlu etmeye, sonra öğretmenini mutlu etmeye, sonra eşini mutlu etmeye, patronunu mutlu etmeye kadar varıyor. Ve kaçınılmaz sonuç şu: Onca emek, zahmetle yetiştirmeye uğraştığımız çocuğumuzun çevresi “mutluluk vampirleriyle” doluyor. Onun sürekli enerjisini emiyor. O verdikçe veriyor, kendi mutluluğunu unutuyor.
 
Vakit varken çocuklarımıza “o öyle olmaz, yine mi 5 yanlış, ne zaman adam olacaksın sen… gibi efsane sistem bozucu cümleleri kullanıp onları sürekli eleştirmekten, yetersizleştirmekten vazgeçelim.
 
Sonuçta onlardan ne istiyoruz ki? Kendileri olmaları ve mutlu olmalarını.
 
O zaman bunun tersine neden kürek çekiyoruz?

Yazar: berraligezgin

Tutkulu bir öğrenci...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s