İnsan, mutluluk nedir?

“İnsan” adını taşıyan bir belgesel seyrediyorum birkaç gündür, parça parça zaman bularak. Bunu hayatıma ktaan ruhumun ilacına minnettarım, bir insanın en büyük zenginliği çevresindeki rehberleri. Değişik ülkelerden aynı konularda insanların fikirleri kameraya yansıtılmış. “Mutluluk sizce nedir?” le başlıyor eşcinsellikte dahil olmak üzere değişik konulara uzanıyor. Farklı ırklardan ve kültürlerden insanlar kameraya sadece yüzleri yansıyacak şekilde oturtulmuş, seyrettiğim ekranı o yüzde oluşan mimikler, jestler, gözden geçen ve yansıyan duygular kaplıyor. Kıpırdamadan izliyorum. Açılışı “anne ve çocuğunu” öldürmüş, aldığı hapis cezasını çekmekte olan bir mahkumun görüntüsü dolduruyor. Katil, üvey babasından yediği dayakları anlatıyor önce, babasının dayaktan sonra “seni senin iyiliğin için dövdüm” ifadesi ve sonrasında müthiş felsefi bir özet. Diyor ki “ben mutluluğu başkasının canını acıtmak olarak bilirdim”. Ama “şimdi öğrendim, öyle değilmiş”. Ne zaman öğrendiğini de söylüyor, “kızını ve torununu öldürdüğü anneanne ona “sana kızgın değilim, seni affediyorum” dediğinde. Ve tam bu esnada o kocaman siyahi yüzde, hafif şaşı gözlerden damlalar süzülüyor. Müthiş bir çekim. İçerdeki acıyı akıtıyor. Ruhu gelişmiş gibi. İnsana insan olmayı öğreten bir an.
 
Bir başka sahne ve bir kazada ayaklarını kaybetmiş bir insan. Serüvenini anlatıyor ve diyor ki “Tanrıyla karşılaşsam ve bana sana bacaklarını geri vermek istiyorum dese ona bacaklar sende kalsın derim!”. Şaşırıyorum “bacaklar sende kalsın!”. Kızgınlık ya da isyan değil, büyük bir tebessümle söylüyor bunu. “Şimdi daha iyi görüyorum, kulaklarım daha iyi duyuyor ve bacaklarımın olmaması hiçbir şeyi yapmama engel değil diyor”.
 
Afrika’dan bakışlarında her an yaşayacağı durum için tetikte, tedirginlik alarmında bir başka insan. Mutluluğu anlatıyor. Ne kadar basit diyorum. “Mutluluk toprakta yatmamak” diyor, “bir hasırım olsun yeter!”
 
Diğer bir tanesi büyükbabasıyla ilgili düşünceler konusunda görüşünü iletiyor. O kadar feyz almış ki belli sanki büyükbabası onda yaşıyor. Bir gün büyükbabasına “ne güzel bana hep bardağın dolu tarafını gösteriyorsun” diyor. Büyükbabanın cevabı ise “dolu ya da boş, bardak güzel” diyor.
 
Affetmek, geldiği gibi kabul etmek, olduğu kadarla idare etmek ve bakış açısını genişletmeyi düşünürken yanımda benimle belgeseli izleyen babam “Tanrının mesleği sevgidir” diyor.
 
“Human”
 
Sevgiyle tavsiye ederim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s