Var mı bir mesleğin?

Sabah sabah kafama takıldı. Bir “işe yaramamazlık” duygusu sardı ki sormayın. Aldığım çok güzel haberler dahi bu duyguyu silemedi ta ki ruhumun ilacı üfleyene kadar. Dedi ki “sen zaten bir işe yarıyorsun, iki tane çok mutlu çocuk yetiştiriyorsun. Bundan daha önemli iş var mı?”…
 
Var mı?
 
Ekerim avuç kadar toprağa sevgimi
Örterim yar ettiğimi ceket gibi
Uzanınca yanında, kendi gölgem altımda
Mest olurum, hasata aşık toprak gibi…
 
Hepsi çocuğum, çocuğumuz. Bir kendimize gelsek mi artık! Dün plajda manyak manyak çocuklara bakan akıldışı gözler. Bela okumuyorum size, valla. Sadece Allah sizi cennetine alsın, huri yapsın diyesim geliyor, belki o zaman sonsuz kere sevişirsiniz. Pozisyonu hayal gücünüze bıraktım.
 
Çocuklara yönelik bu akıldışılığın nedeni sevgisizlik, acı. Sevgi göstermeyi terk ediyoruz (kabul ediyorum ben üst cümlede kendimi baya zorladım sevgi göstermek için)…
 
Babamdan, annemden “sevgili oğlum” ifadesini her duyduğumda, bu ifadeye alıştığım hatta bazen duymazlıktan geldiğim için o kadar esefleniyorum ki! Oysaki ne kadar tutkulu “sevgili oğlum” ifadesi… Ne kadar hoş; bazen bir mektuptan fısıldarcasına uzak ama hep etkili. “Sevgili” denmesinin nedeni nedir ki? Sevgi dolu olduğumdan mı? Ya da onların sevgi dolu oluşundan mı? Üçüncü bir seçenek, her ikisinin de varlığı…
 
Sevgi oldukça ilginç bir enerji. Birleştirici, koruyucu, iyileştirici, kuşatıcı, ateşleyici, ilerletici, cesaret verici… Ve gerçekten sevmemek daha zor, daha fazla enerji tüketiyor. Sevmek ise enerji veriyor. Sevdiği için (iş, aşk, hobi vs) bir şeyler yaptığında insan her sabah yataktan mutlu kalkıyor. Korktuğu için, sevmediği halde zorunda olduğu için bir şeyler yapmak ya da yapıyor görünmek mutsuzlaştırıyor. Ve zaten ilk bulduğu fırsatta korkudan oluşturulan o sahte bağ anında yok ediliyor. O nedenle gerçekten sevmiyorsa, bir bakıyorsun bir gecede tam bir yabancıya dönüşüvermiş.
 
Sadece kelime ama kocaman bir hayatı, yaşamı sunuyor. Düşünsenize
 
Sevgili dostum
Sevgili öğretmenim
Sevgili kızım, oğlum
Sevgili dayım, amcam, teyzem
Sevgili ablam, abim, annem, babam, dedem
Sevgili eşim
Sevgili meslektaşım
Sevgili işim
Sevgili evim
Sevgilim…
 
Basit bir kelime ama gücüne eminim sizde tanık olmuşsunuzdur. Sevgiyle yapılan yemeğin tadına doyum olmuyor.
 
Sevgi tek başına yeterli mi? Nasıl başlıyor, karşıdaki değerli ruhun sevgisini nasıl kazanıyor ve geliştiriyor insan?
 
Çocuklarıma sevgimin nedeni düşündüm. Ne akademik başarı, ne de güzel, yakışıklı olmaları, kurallara uymaları, ya da beni saymaları. Ama daha çok kendileri gibi olmaktan korkmamaları ve yargılamamaları. Bir çocukta en çok bu özelliğe hayranım. Yargılamıyor, olanı olduğu gibi kabul ediyor. Şişman, cildi bozuk, boyu kısa, vesaire hiçbir dış özelliğe takılmıyor. İçini görüyor. Nasıl mı? Sözdeki, eldeki, gözdeki temastan. Onlar ruh okuyucu ve içimizi en iyi onlar görüyor. Davranışlarında maske yok. Hafif yüz ekşitmeler falan var bazen ama bu hayatla baş etme stratejisinin en küçük adımı.
 
Çocukların içinde olduğu kapanı siz yaşamak ister misiniz?
 
Yaz tatilinde siz kursa gitmek ister misiniz?
İstemediğiniz bir spora zorla yazıldığınızda ne hissedersiniz?
Sen çocuksun yapamazsın yetersizliği size hissettirildiğinde memnun olur musunuz?
Canınızın çekmediği bir şeyi yemeğe zorlandığınızda cevabınız ne olur?
Sürekli panik, sürekli kaygı hissettirilseniz bedeniniz dayanır mı?
Diş teli takmalısın, ileride çirkin olursunu ipler misiniz?
Sürekli size sevgi vermek yerine bir şeyler alan insanı nasıl tanımlarsınız?
Yanında olmasını istediğiniz insan sizi ekiyor, kendi işlerini daha önemsiyorsa ne düşünürsünüz?
Sürekli sizi ayıplayan bir insana karşı ne hissedersiniz?
 
 
Kendi ellerimizle çocuklarımızın etrafına çizdiğimiz ateşten çemberin onları kendileri olma yolundan nasıl çevirdiğine hayıflanıp dururken çok özel bir ruhun bana bir şeyler öğretmesiyle kendime geldim. Özgürlüğün özgürleştirdiğine artık daha çok inanıyorum. O eşsiz ruha çok şey borçluyum. Sevginin var olduğu yerde ilim de olur, bilim de olur, saadette yeşerir, rekabet yok olur. Sevginin olduğu yerde çekiştirme, gıybet olmaz… Sevgi ayrık otuna boşluk bırakmaz.
 
Sev arkadaş sevki yaşayasın, hayatından tat alasın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s