Salda SAKİNLİĞİ

yılanIMG-20170807-WA0012

Oraya ulaşmak için geride bıraktığım herşeye değer. Ülkemin en derin krater gölü, beyaz kayaların aynısı marsta var, soda ve magnezyumlu suyu cilt için çok faydalı, boncuk mavisi, çivit mavisi turkuaz bir arada… Yüksek sezonda gitmeyin diye uyarıda bulunmanın haksızlık olduğunu düşünüyorum, çünkü gitar çalmayı bilmiyorsanız ama müziğe tutkuluysanız kumsalda ateş başında gitar çalacak birileri o kalabalıktan çıkıveriyor.

Bu gölün başka bir enerjisi var. Ve ilk hissettiğim şey “çok dost bir göl”. Biri sizi dinlesine ihtiyacınız varsa Salda olmalı adresiniz. İnanılmaz sakin, becerikli, şifalı, yalın, canlandırıcı, çekici, ketum, entellektüel. Evet bu göl onca özelliğinin yanında tam bir entellektüel. Neden mi? Doğanın dilini anlamaya çalışan minik kaşif öncüleri, çoktan anlamış tecrübelileri kendine bağlamada kendine has yöntemleri var. Gökyüzündeki bulutları şekilden şekile sokarak, suyun kendini renkten renge sokarak, sazlıkları huşu içinde coşturarak, ağaçları suyun önüne eğerek, yurtiçindeyken yurtdışı havası yaratarak, cennet bu mu diye sordurarak, zararsız doğa dostu tüm hayvanlarıyla insanı çepeçevre sararak başarıyor bunu.

Göle ulaştığınızda ilk yapmak istediğiniz şey taa derinlerine uzaklarına bakmak. Ayaklarınızın altından akan cennet tabiri sanırım burayı işaret ediyor. Bu göl sadece bir göl değil aynı zamanda rehber. Uzaklara baktırıyor sizi. Sadece baktırmıyor, baktırarak kendinizle belki de uzun zamandır ilk defa konuşmanızı sağlıyor. Kendiyle konuşmayı unutan biz insanları kendine getirmek için arada sıra da sizi söyle bir serinletiyor. Her tarafta toplaşan, birbiri içine giren bulutlar göle yükünü bırakırken doğanın bize ne kadar kibar davrandığını fark ettiriyor. Zamanla ilgili hiçbir sorunu yok Salda’nın. Zaman sensin diyor. Kendini seversen zaman uzar, akar gider diyor ve enerjisi üç geceyi yıllara yayıyor. Beni en etkileyen bir kısmı biz insanlardan kaçan ama meraklı bakışlar atmayı da ihmal etmeyen zararsız, sevimli, doğanın ayar düğmesi küçük ve salda gölünün rehberi, herşeyi su yılanları. Gerçekten zararsız ve suyun üstüne kafalarını çıkararak bir yandan senle ilgilenmiyorumla karışık meraklı bakışları çok tatlı. Hele her adımda size eşlik eden o çakılın sesine paralel devam eden patilerin sesleri. Gölün ruhu var, köpekleri bile sakinliği bir elbise gibi giymişler.

Çadırı seviyor Salda, ona aşık belli. Otel gibi akla beton döken tesislerin burada olması cazibesini eksiltir biliyor. Çadır için tavsiyeye gerek yok, deneyin görün, bir daha ki sefere tecrübe edinin. Kendinizi mutlu edin, çadırı değil.

Beyaz minik çakıldan oluşan eminim çok ileride kum halini alacak sahilini baştan sona hem yürüyerek hem de imkanınız varsa kano, paddle, snorkelle su içinden şöyle bir gezin, eminim arınacaksınız.

O birbirine yol vermeyen, sürekli kavga etmeyi kendine şiar edinmiş burnumun direğini sızlatan insanlarımın, burada siniri alınış bir hale dönüşmesi içimdeki umutlarımı yeşertti. Ne dostluklar, ilk karşılaşmalar, kişisel alanlara saygı (gerçi genç kampçılar için daha çok sevişin tabelası asmayı düşünmedim değil).

Hep derler ya çamur atma diye. Valla yalan. Burada insanlar birbirine bol bol çamur atıyor. Nasıl bir şifa bu! Gölde hem zihnini eğitiyorsun, ruhunla bütünleşip bedenine terbiye veriyorsun.

Kutsal üçleme. Ruh, zihin ve beden.

İyi ki varsın Salda.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s