Canla sohbet…

Bir canla sabah sabah muhabbet ettik. Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler dedi. Nereden başlasam, hadi biraz baştan biraz sondan.

− Neden benim gibi düşünmüyor, benim istediğimi yapmıyor?
− Çünkü o sen değil!

− Peki tabi ki biliyorum o ben değil ama en azından bana diğerleri gibi davransa olmaz mı, yani ortalama bir insan gibi.
− O diğerleri gibi olmak zorunda değil!

− Ya en azından azami de olsa bir müşterek noktamız olsa?
− Çok şey istediğinin farkında mısın?

− Hiç değişmiyor, çok inat çaba bile göstermiyor?
− Ne zamandan beri bu kadar yeteneklisin?
− Ne yeteneği anlamadım!
− Ne zamanda beri akıl okuyabiliyorsun sen?
− Akıl okumak mı! Tabi ki hayır!
− Peki, o zaman nereden biliyorsun karşındakinin aklından geçeni.
− Ama ben olsam çabalardım.
− O sen değil. Bu arada sen kendini değiştirebilir misin?
− Kulağa biraz zor geliyor.
− Sana zorsa, karşındakinin değişmesini nasıl bekliyorsun o zaman!
− Hadi ya!
− Ya hadi ya

− Peki ne yapacağım?
− Olanı olduğu gibi, geleni geldiği gibi kabul etmeye ne dersin?
− Yani hiç çabalamayayım mı?
− Müdahale mi etmek istiyorsun?
− Etmeden de olmaz ki.
− Peki neyi rahatsız ediyor seni?
− Ya ne biliyim beni saymıyor, kabul etmiyor.
− Bak sen, hadi ya! Neden sen onun sana saygı duyması yerine onun saygısını kazanmayı denemiyorsun.
− Ama ben…
− Ne varmış sende, seni ondan üstün kılan ne var? İnsanüstü bir şey misin sen?
− Ne bileyim işte çok asi, geveze, gem vurulamayan dizginlenemeyen bir yanı var.
− Kimin, onun mu senin mi?
− Nasıl ya, tabi ki onun.
− Karşıda gördüğün ve eleştirdiğin eksiklik gerçekte senin kendinle ilgilidir. Onda gördüğün kusur sendedir. Kendine kör olma.
− Ya ama ben…
− Hamdın, olgunlaşman için biraz pişmen ve yanman lazım.

− Ama beni sevdiğini düşünmüyorum.
− Sevginin dili çok. Sende sevgiyi bulan senindir, diğerleri misafir.
− Ama beni çok zorluyor.
− Unutma, ayağına batan dikenler gülün habercisidir.
− Ama ona haddini bildirmek, kendine getirmek istiyorum. Bu hakkım değil mi?
− Mazlum ol, zalim olma, üzül de üzen olma, ezil ama ezme.
− Biliyor musun, gecelerim kabus oldu, bazen ağlıyorum.
− Gözyaşlarının görevi var, ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparlar.

− Konuştuğumda da beni anlamıyor.
− Bir cümle yeter sözden anlayana, destan yazsan beyhude fark etmez laftan anlamayana. Bazen bakman gerekir söze gerek yok. Susarak konuş.
− Ama beni anlamazsa nasıl devam edeceğiz.
− Canım, seni bilen bilir, bilmeyende kendi bilir.
− Ama canımı çok sıkıyor, böyle onu sarsmak istiyorum.
− Öfkende ölü gibi ol, sevgide güneş. Hataları örtmede ise gece.
− Fakat beni çok sinirlendiriyor!
− Gel birbirinizin kadrini bilin zaman varken, göçüverirsiniz dünyadan ansızın birden.

− Beni düşünmüyor biliyorum.
− Başkası için senden vazgeçen, gün gelir senin için başkasından vaz geçer. Sen uzattığın eli tutmayan ele mi dargınsın, yoksa onu tutmayacak birine uzattığın için kendine mi kızgınsın?
− Ama beni hep yanlış anlıyor.
− Seni yanlış anladığında dert etme, duyduğu senin sesin ama aklından geçirdikleri kendi düşüncesi.
− Üzülüyorum ama.
− Ne üzülüyorsan be can, bırak sevmeyen gitsin. Her şey vaktini bekler. Senin olan sana gelecektir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s