Düşündüm de her şey mükemmel olsaydı…

Düşünsenize her şey mükemmel olsaydı.
 
Her şey derken;
 
Dağlar, taşlar, ovalar, denizler, yeryüzü, gökyüzünü kastetmiyorum. Onlar zaten “şahane”, görmesini bilene.
Ya da titrek bacaklarım üzerinde yürümeye çalışan bir yavru kedinin, köpeğin sizi gördüğünde merakla büyüyen gözlerini, tüm heyecanıyla size doğru yalpalamasını değil.
Annenin sonsuz şefkatini değil.
Kemandan, kemençeden, tulumdan, klarnetten, sazdan, piyanodan çıkanlara eşlik eden nameleri değil.
Bir ressamın fırçasıyla tuvali arasındaki aşkı değil.
İncitmeden, sarsmadan, koparmadan çiçeğe yanık böceğin çabasını değil.
Kendi kozasında larvasını gözlerken şahin kesilen eşek arısını değil.
İçten içten kavrulduğunuzu bilip size doğru kilometrelerce koşmaktan çekinmeyen, kendini şöyle bir sevdirip “hey dostum sakin kal” diyen, geldiği gibi aniden kaybolup giden tanımadığın köpeği değil.
Annesinin sırtında uyuyan kuzuyu değil.
Sazlıklardan havalanan turnaları değil.
Tebessüme devam diyen yılanı değil.
Kurumuş yapraklarıyla toprağa örtü olan sedir, kavak, servi, çınar, meşeleri değil.
Geceleri size gözcülük yapan, yalçın kayaları değil.
 
Aradığımız mükemmellik bir bataklık ise ve çok ilgiyle okuduğum “seylerindişine” göre herkes kendi bataklığına aşık ise?
 
Mükemmel olmasını istediğiniz şey nedir? Acaba:
 
Kıskanç, doymak bilmez bir sahiplenme duygusuyla kuşkulu ve kuruntulu yaşadığın ilişki bağımlılıkların mı? Sen hayattan büyük müsün ki…
Salonda eskimiş mobilyan mı? Hiç mobilyan olmasa ne olur ki…
Her tarafını saran ahlaksız yozlaşma mı? O zaman yozlaşmanın acısını bilmezdin ki…
Doğumdan sonra sana konan ad mı? Adın ne önemi var ki…
Ergenlik yıllarında yaşadığın nahoşluklar mı? Düşlemeyen var mı ki…
Çocukların sana saygı duymaması mı? Çocukların senin malın değil ki…
Çocukların başarısızlığı mı? Sen mükemmel misin ki…
Başına gelen talihsizlikler mi? Ne ekersen onu biçersin ki…
Zaman mı? Zaman diye bir şey yok, onu sen yarattın ki…
Zihninin sürekli sana oyunlar oynaması mı? Düşünce eylemden etkilidir ki…
Yaşadığın kötülükler mi? Başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davrandığın içindir ki.
Çirkinliklerin, bencilliklerin mi? Her hal sende de var, onlar olmasa öğrenemezdin ki…
Korkudan susmuş, hissizleşmiş kurbanlık yığınlar mı? Sen kendine yardım etmiyorsun ki…
Paranoyak savaşlar mı? Yol almak istemiyorsun ki…
Hataların mı? Her şeyin bir amacı var, her şey mutlu sona ulaşır ki…
Gerçeklerin sahteliği mi? Hakikatin yolunu görmedin ki…
Zevk uğruna yaptığın sömürüler mi? Sorumluluktan kaçan sensin ki…
Sevilmemek mi? Dokunmuyorsun ki…
Yaşamın kendisi mi? Onu sen seçtin ki…
 
 
Herkes Yunan heykelleri gibi olması.
Herkesin sonsuz yaşaması…
Herkesin ressam, şair, yazar olması…
Herkesin 100 metreyi sekiz saniyenin altında koşması…
Herkesin kendine ait gökdelende, ada da yaşaması…
Herkesin Karun kadar zengin olması…
Gözyaşlarının hiç akmaması…
Irkların, dinlerin, dillerin, kültürlerin tek olması…
Herkesin renkli gözlü olması…
Herkesin bekar olması…
Tüm ilişkilerin ömürlük değil gecelik olması…
Herkesin düzcinsel olması…
durumunda…
Mükemmellik sıkıcı olmaz mıydı?
 
Mükemmellik mi? Gerek var mı ki?
Senin için önemli olan anlar neler biliyor musun?
Ne zaman gerçekten yaşadığını hissediyorsun?
Yaptığın şeye inanıyor musun?

Yazar: berraligezgin

Tutkulu bir öğrenci...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s