Başarılı çocuk olmanın bedeli

Anne ve babaların kaygıları, özelikle çocuklarıyla ilgili olanları sonsuz sayıda. Boyu uzun olacak mı, okulda başarılı olacak mı, kendini savunabilecek mi, mesleği olacak mı,  sağlığı iyi mi, yeterince yemiyor hasta mı olacak, çok hasta oluyor acaba genetik bir sorun mu var, diğerlerine göre çok hareketli hiper-aktif mi, e harfini ters yazdı bugün acaba disleksi mi… Bu kıyaslama çılgınlığının bariz tezahürü olan davranışların altında anne ve babanın kendi çocukluğu, orada içine atılan yetersizlikle beslenmiş kıskançlık duygusu yatmıyor mı size?

Hayatın hep düz olmasını bekleyen, kıvrımlar karşısına geldiğinde elinde ütü hazır düzleştirmeyi uman anne babaların bu kaygıları ağızdan çıkmayıp düşünce aşamasında kalsa dahi düşüncelerin davranışa yansıması kaçınılmaz ve her çocuk bu olumsuz vibrasyonları okuyacak kadar doğuştan Einstein.   Rahat olmayan annenin ve babanın çocuklarının rahat olması beklenebilir mi?

Rahatsız ve kaygılı olmayı çocuklara birinci halkada anne ve baba olarak bizler, ikinci halkada benzer anne-babaların yetiştirdiği arkadaşları, üçüncü halkada benzer anne baba modunda yetişmiş öğretmenler ve dördüncü halka da kaygılarla dolu çevreden başka kimse öğretmiyor. Düşünsenize, “bence doktorluk ve mühendislik iyi bir meslek, çok para kazanırsın” cümlesini duyan ama sanatçı olmak isteyen çocuk içinde neler yaşıyor.

Çocuklarımız çok çabuk kırılıyor değil mi? Kırılmasının sebebi sanırım çocuğun duygusal yapısına bağlayacaksınız. Ben aksini düşünüyorum. “Annem sen otur ayakkabılarını ben bağlarım, sen kesemezsin ben keserim, hadi yemeğin hazır gel, benim çocuğuma kimse bir laf söyleyemez döverim…” Böyle pamuğa sarılı bir düzenden, her istediğinin anında yerine getirilmesinden sonra çocuğun en ufak bir aksaklıkta kırılmaması mümkün müdür?

Çocuklar neden başarılı olmak zorunda ki! Hayat başarısızlıklarla da dolu ve asıl başarı sadece başarısızlığın değil başarının da bedeli olduğu konusunda çocuklarımıza rehberlik etmek. Düşünsenize, başarısız olursan şöyle olur, kendini kötü hissedersin, mutsuz olursun gibi başarısızlığın bedellerini öğretmeye çalıştığımız çocuğumuz, başarılı olursam bu bedelleri ödemem zihniyetini kabul ediyor. Başarısız olup bedel ödemektense başarılı olup bedel ödemeyeceği inancını geliştiriyor. Ancak, başarının da bedeli var. Başarılı bir sanatçı, sporcu, öğretmen, doktor, akademisyen, mühendis, başkan, milletvekili her neyse hepsinin bir bedeli var. Hem olmadan önce hem de olduktan sonra. Olmadan önce ve olduktan sonra başarılı insanların başına gelenleri, katlanmak zorunda kaldıkları tacizleri, saldırıları, kötü muameleleri düşünsenize. Eğer başarı mutluluk getirseydi bugün ilk yüz naklini ülkemizde gerçekleştiren doktorumuz,  yeteneğiyle dünyanın ayakta alkışladığı piyanistimiz, cüssesinden üç kat fazla ağırlığı kaldıran haltercimiz… o kadar uzaklara gitmeye gerek yok hayatın en önemli sınavını veren ve çocuk yetiştiren kendi anne ve babamızın mutlu olmaları gerekmiyor muydu?

Başarının bedeline hazırlıksız yakalanmak, başarısızlığın bedelinden daha ağır geliyor bizlere.  Hayatı başarısızlıklarla kabul etmek en yalın çözüm. Olsun deyip her şeyin geçici ve bir sonu olduğuna inanmak.

Yazar: berraligezgin

Tutkulu bir öğrenci...

“Başarılı çocuk olmanın bedeli” için 8 yorum

  1. Yazı bana çok şey verdi… Teşekkür ederim. Beni alıp bambaşka yerlere de götürdü ama nasıl ifade ederim bilemiyorum 🙂

    Henüz kendilerini oldukları gibi kabullenmek konusunda hiçbir fikri olmayan insanların, çocuklarının kendilerini oldukları gibi kabullenip kendi potansiyellerine ulaşmaya çalışmalarını desteklemeleri mümkün mü? İnsan kendisini tanıyıp yapabileceklerini ve yapamayacaklarını algıladığı zaman kendi potansiyelini gerçekleştirebileceği yollara girebilir. Bizler ise yüzyıllardır hala tuvalete gittiğimizi bile gizlediğimiz, en insani yanlarımızı yok saydığımız, bunları kötü görüp kedinin kumunu örtmesi gibi gizlemeye ve inkar etmeye çalıştığımız bir düzen içindeyiz… Bu nedenle aynaya bakarken bile insanlar otuz kat maske takınıyorlar…

    Liked by 3 people

    1. Harikasın. Gerçekten kendi içime dönmemek için 47 yıl gereksiz kendimi yormuşum, hani bu uğraşlarda öğretici olmadı değil en güzeli de sınavda hata yaptıkları için çocuklarıma güzel birşeyler ısmarlıyorum:))

      Liked by 1 kişi

  2. Hocam kalemine sağlık. Bu konuda Adem Güneş’in “İçimizdeki Çocuk” isimli kitabının herkes tarafından okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s