Bana bir masal anlat baba

Tüm hayatı boyunca evladı olacağı günün hayalini kuranlar, bu hayallerinize ne oldu? Evlat sahibi olanlar demiyorum; çünkü, sahiplik duygusu iktidar olma ve bu yüce gücü kullanma tuzaklarıyla dolu. Ey ebeveyn iktidarının muktediri  anne ve babalar bu güce dayanarak, korkuyla, cezayla ve kınamayla çocuk yetiştirirseniz bir şey olmaz sanmayın! Evet bir şey olmaz haklısınız ama çok şey olur.

Önce şu sahipliğe bir bakalım:

Çocuklar sizin çocuklarınız değil,

Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları

Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil,

çünkü onların kendi düşünceleri vardır

Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın

Onları kendiniz gibi olmaya zorlamayın…

(Halil Cibran)

Şimdi Türk usulü sevmeyi, çocuk yetiştirmeyi bir gözden geçirelim:

Çocuğu top gibi yukarı fırlatıp tutmak, dayak cennetten çıkmadır sakın bizden cenneti esirgeme hocam tarikatına üye olmak, hocam eti senin kemiği benim valla bak adam olsun derneğine üyelik, yanağını canını yakarak sıkmak, poposuna şaplak atmak, enseye tokat ve peşinden koçum benim demek, bağırmak, uçabilen tek kuşun terlik olduğu inancıyla eğitmek, ananın vurduğu yerde gül biter diyerek çocuğu çiçeğe böceğe düşman etmek, 1 yaşında kreşe vermek, dört yaşında piyano resitali vermesini beklemek, 5 yaşında 100 metre şampiyonluğu, 6 yaşında  fizik profesörü diploması istemek…

 

Vahim olan bazı gerçekler. 2010 SHÇEK raporuna göre bir çocuğun güvendiği ellerde:

Fiziksel istismar yaşama  olasılığı %45

Saçı çekilme olasılığı %30

Tokat yeme olasılığı %24

Fırlatılan bir nesneye maruz kalma olasılığı %19

Ve çocuk istismarı ve ihtimali için öneride bulunur musunuz sorusuna cevap vermek istemeyen çocukların oranı %37… Neden?

 

Şimdi ortaya çıkan tabloya bakalım:

D harfini yazamadığı için, karne yüzünden, ödev yüzünden, geç kaldığından, erken çıktığından, yeterince yemediğinden, fazla yediğinden, oyuncağını kırdığından, evi döktüğünden…   dayak yiyen çocuklar, yediği dayaktan içini çeke çeke uyuyan bebekler, fiziksel şiddet kadar beter olan aşağılanmaya maruz kalan yarının büyükleri… 15 yaşında bir çocuk öğretmenini bıçakladı. 3. Sınıf öğrencisi kız 5 buçuk yaşındaki çocuğu tuvalette ıslatıp dövdü…Yeni suç dalgaları, toplumda artan suç oranları, hiç inmeyen sürekli yükselen suçlu çocuk sayısı…

 

Her yıl yaklaşık %30 oranında artan suçlu çocuklar suçlu mu?

Durum iflah olmaz boyutlara ulaşınca maddeler peş peşe sıralanıyor, çocuklara şu öğretilmeli, bu öğretilmeli şeklinde liste çok uzun. Ama bu listede asıl olmayan şey BÜYÜKLERE NE ÖĞRETİLMESİ GEREKTİĞİ

Anne ve babanın çocuklarını iyi yetiştirmek için insan üstü gayret sarf ettiklerini, her türlü fedakarlıkta bulunduklarını, ancak, zaman zamanda yaşadıkları hüsranlar, gerginlikler sonrasında ahde vefa bekledikleriyle ilgili serzenişleri duyuyorum.

Etten-kemikten teşekkül, hayatın tüm zorluklarıyla mücadele etme durumunda kalan, özellikle iş hayatında tahmin edilemeyecek kadar problemler yaşayan anne-babaların evde, sığınakta herhangi bir anlayışsızlığa tahammüllerinin kalmaması normal denmesi normal değil.

Anne-baba çocuklarına tahammül edemez mi?

Çocuklar, özellikle belli bir yaştakiler anne ve babalardan ne ister ki?

OYNAMAK…

Ben onların oyuncak istemedikleri; ancak, birlikte zaman geçirmek istediklerine inananlardanım. Ama eğlenceli, hatırlanabilir, derin, nitelikli bir zaman.

Gelelim oyuna…

Hayatımın hiçbir döneminde gerek kendi çocuklarımla gerekse diğer çocuklarla oyun üzerine kurulu temas kurmakta, zaman geçirmekte zorlanmadım. Bir yetenek olmadığını düşündüğüm bu yanımın aslında büyük bir lütuf olduğunu yeni yeni anladım. Özellikle yeni gördüğüm bazı ilanlar – oyun koçluğu vb-  çocuklarla oyun oynayarak nasıl temas kurulabileceğini gösteren atölyeler, resimli anlatımlı, yapıştırmalı boyamalı kitapları görünce duvara vurmuş gibi oluyorum. Çocukla birlikte oynamak için gereken nedir ki? Bir kursa giderek çocukla oyun oynamayı öğrenip sertifika almayı biraz da küçümsemedim. Ama ilan olduğuna ve bu ilana başvuranların sayısını düşündüğümde bir gerçeği fark ettim. Büyüklerin dünyası çok ama çok ciddi. Asık surat dolu. Ben çocuk olsam asık suratlılarla oynamak değil bir arada olmak bile istemem. Kendini oyuncak etmek istemeyen milyarlarca büyük.

Oyun sadece bilgisayardan ya da ekrandan ibaret değil diyecekken bir istatistik takıldı aklıma. 12 yaşına gelinceye kadar bir çocuğun yaklaşık 11.000 saat şiddet, vahşet içeren oyunlara, dizilere, çizgi filmlere maruz kaldığını ortaya koyan bir istatistik. Tek bir su şişesiyle zamanının tamamını geçiren çocuklar geldi aklıma. Oyun sonsuz, sınırsız. Bir sandalyeyi tarif etmeyi oyuna çevirmek mümkün. Saklambaç – bayılmayan çocuk olduğunu düşünmüyorum – oynamak için sadece ciddiyete biraz ara vermek yeterli. Evin salonunu tiyatroya çevirmek için bir çivi ve çarşaf yeterden artar.  Derin bir çukur kaba un-su ve bol tuz, alın işte oyun hamuru daha ne olsun. Etrafı kirletmekten daha güzel bir oyun olabilir mi, sonunda temizliği oyuna çevirmek. Ne olur yani, biraz da kirli yaşasak, sanki sokaklar, toplu taşıma, hava bal dök yala.  Tüm terlikleri tek sıra dizip, aralarından ip geçirip  trene çevirmek için annenin evde olmadığı bir anı bulmak yeterli. Ya da Pazar arabasına miniği bindirip sitenin yollarında  turlamak, pilli bisiklet lambalarını takarak gece yolculukları yapmak.  İki sokak lambası arasına ip gerdin mi işte al sana voleybol sahası, bir çember yapmak zor değil, istersen sana basketbol sahası…. Bütün çorapları gömleğinizin içine bir doldurun bakın anında boks yastığı olmuyor musunuz?

Her şeyi oyuncağa çevirmek mümkün, ama siz çok ciddisiniz.  Neler kaçırıyorsunuz bir bilseniz…

Bana bir masal anlat baba” üzerine 2 yorum

  1. Yazınız gerçekten güzel olmuş tebrik ederim. Keşke her insan çocuk yapmanın hayalini kurmadan önce onu nasıl yetiştirmesi gerektiğinin hayalini kursa. Bana yaşlanınca bakar kafalarıyla yapılan çocuklar yerine; bilinçli, özgür ve mutlu bireyler yetiştirilse dünya daha güzel bir yer olur.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s