vazgeçmenin rahatlığı

Bırakmanın rahatlığı:)

Kaç gere geçer “bırakmak” insanın kafasından. İşini, huylarını, alışkanlıklarını, makamını, aklını, kendini… Bu düşünce geçtikçe ve eylemi gerçekleştiremedikçe bir salyangozuna spirali gibi “kıskaç içinde kalma” hissi büyür de büyür. Oysaki bırakmamak her şeyin sonu olduğu gerçeğinin inkarıdır.

İnsan bırakamaz çünkü el alem ne der.
İnsan bırakamaz çünkü o yenilmezdir.
İnsan bırakamaz çünkü kaybetmekten korkar.
İnsan bırakamaz çünkü yetersizdir.
İnsan bırakamaz çünkü ihtiyacı vardır.
İnsan bırakamaz çünkü takıntılıdır, hırsla tutkuyu birbirine karıştırır.
İnsan bırakamaz çünkü kararsızdır.
İnsan bırakamaz çünkü hayatla inatlaşmaya bayılır.
İnsan bırakamaz çünkü sahip çıkmayla sahip olmayı karıştırır.
İnsan bırakamaz çünkü emanetle mülkiyeti birbirine karıştırır.
insan bırakamaz çünkü tiryakidir.

ve başına ne gelirse vazgeçemediğinden, bırakamadığından dolayı gelir. “Vazgeçmek aslında bir erdemdir” diyor Elif Şafak. Sonuna kadar katıldığım bir ifade.

Neden korkuyorsun ki? Gerçeklik yanılsaması aslında kendine sık sık tekrarladığın şeyin kendisidir.

Bırakmanın bir fikirden karara dönüşmesi zaman alır. İlk tohum içine düştüğünde konuyu etraflıca düşünmediğini, biraz daha vakte ihtiyacı olduğunu düşünür. Bir kaçma taktiğidir bu ve kullanılan dil genellikle “o” dur. “O yaptı, o söyledi, o başlattı…” “Asla”ya yakın bir kesinlikle “ben” demek yoktur. “Ben yaptım, ben neden oldum, ben başlattım ya da olan olayın ortak bir ürün olduğu idraki henüz yoktur. “Biz yaptık, karşılıklı neden olduk…”

Kafada diğerini suçlama ve sonrasında kendini haklı çıkarma hazzı doludizgin coşkudadır. Zaman geçer, bırakamamanın maliyetleri artar. Bu bazen beklenmedik bir hastalık, bazen, umulmadık bir kayıp olur. Ama her “vaz geçememe” tahrip eder.

Bırakamadığımız şey aslında “bağımlılıktır”. Tiryakisi olduğumuz şeydir. Bağımlılığa bağımlıyız ne de olsa! Bizi biz yapar ne de olsa bırakamadıklarımız.

Bağımlılığımızı bırakamamak bir şekilde kendimizi bırakmaktan, ben olmaktan korkmaktır. Diğerini bırakamamanın nedeni onun iyiliği için değil kendi iyiliğin içindir. Merak etme o sensiz de yapar. Asıl soru sen onsuz yapabilecek misin?

Bağımlılığın en sinsi yönü nedir bilir misiniz, bu gerçeğin farkına varamamak.

Bağımlılığın nedenleri ise oldukça eskilerde saklı. Giderilmemiş, bastırılmış ihtiyaçlar. Kim bilir örtünün altında neler neler var…

Eşyaya bu kadar tiryaki olan insan onurunu, ruhunu nasıl çabucak bırakmayı seçer ayrı bir yazı konusu. İstemeden o göreve getirilip hakkını verenler müstesna ama makam, mevki için yanıp tutuşanların genelde makama geldikten sonra makamı elde edinceye kadar bastırılan duyguları bir bir ortaya çıkar. Dövüldüyse döver, sövüldüyse söver, rezil edildiyse rezil eder, ezildiyse ezer. Çevresinden makamından dolayı gördüğü ilgi ve hürmete karşıt kendisini takmama onu çileden çıkarır. Madde bağımlısının tedavisi vardır, zor da olsa. Ama insanlara karşı saygı, sevgi, dostluk, merhamet, yardımlaşma, istişare, onur, şeref ve ruhunu kaybettiren makam bağımlılığının tedavisi yoktur. Artık, helal ve haram diye bir ayrım da kalmamış birbirine karışmıştır.

Özetlemek gerekirse, her karar bir maliyettir ancak bırakamamak en maliyetlisidir.

vazgeçmenin rahatlığı” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s