Hasetizm…

HASET ve KISKANÇLIK

Haset ve kıskançlık el ele kol kola çevremizde tur üstüne tur bindiriyor, birinin varlığı diğerinin erginliğine işaret ediyor.

Haset “sahip olamadığımıza sahip olmayı isteme dürtüsüyle ilgiliyken” diğeri “sahip olduğumuzu kaybetme korkusuyla” ilgili. Kıskançlık ve tabi ki haset, hakikati tartışmak yerine bambaşka konuları önemsemeyi önemli göstermek gibi bir maharete sahipler. “Hiç kıskanmadım” ya da “gıpta etmedim” diyenlerin sayısı sanırım hiçtir. Hepimiz az da olsa bir şeylerin özlemini çekmişizdir. Özellikle üzerinde onlarca medeniyetin sahip olmak ya da kendinde olanı kaybetmemek adına bir bir devrildiği bu kültürel atmosferde hiç kıskançlığa bulaşmadım demek büyük bir hasettir:)

Kıskançlığın insanı alçalttığı, küçülttüğü bilinmekle birlikte bu seviyede yaşamayı özellikle dert etmeyenlerin varlığını unutmamak gerekir. Rekabet iyi olmakla birlikte özellikle yüksek eğitimli acımasız kıskançlık, önlenemez katliamlara neden olabilir. Haset, gizli gizli bir başkasının sahip olup ta kişinin sahip olamadığı bir şeyi istemekten, sahip olamadığı bir şeye başkasının sahip olmasını açıkça engellemek olarak ta kendini gösterebilir.

Sahip olamadıklarına sahip olanların elindekine sahip olma isteği şiddetlendikçe haset saldırganlığa dönüşür, diğerini tahrip etme, yok etme, yapamazsa dedikodu üretme yarışına gidilir. O nedenle bir insanın başarısı bu başarıya, donanıma sahip olmayan diğer insanın “benim değilsen kimsenin olamazsın” nevrozuna sürüklenmesine neden olabilir. Kıskanç insan için en büyük dert kaynağı diğerinin mutluluğudur.

Birleşmek yerine bölünerek büyüme isteğinin ana nedeni budur.

Sahip olamadığına sahip olma dürtüsü kadar sahip olduğunu kaybetmeme dürtüsü de ölümcüldür. Bir tablonun içindeki her şey o tabloya aitken tablonun çerçevesi değiştiğinde ve başka duvara asıldığında içeriği değişmese dahi değişmiş olarak görülmesi hastalıklı bir düşüncedir. Sahip tektir.

Sahip olduğuyla yetinmemenin ana nedeni ise aç gözlülüktür.

Hasette, kıskançlıkta ve açgözlülükte ana konu tamamen sevgisizliktir. Emme dönemiyle ilgili saptamalar, emzik vermeyle ilgili öneriler var ama temel duygular kaybetme korkusu, suçluluk duygusu, hırs ve paylaşamamaktır.

Ahlaki düzeyde olgunlaşmamış bireyler ruhları satın alma niyetiyle yola koyulmuş bu istilalara karşı çıkamazlar, unutulmamalıdır.

Yazar: berraligezgin

Tutkulu bir öğrenci...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s