Söylenmeli mi sözler?

“İçimdekini diğerine aktarmak, söylemek beni rahatlatır” ifadesine kafam takıldı.  Ne güzel olur değil mi içindekini duyan kişi de senden gelenle en az senin kadar rahatlasa? Ama çoğu zaman öyle olmuyor. Kap gibi bir taraf kendini boşaltırken diğer taraf doluyor. Konuşmak güzel şey, anlaşmak için gerekli ama sükut sanki daha değerli. İçinde olan neyse kendini rahatlatma adına diğerine söylemeyi tek yol olarak görmeyi bir daha düşünmek gerektiğine inanıyorum. Eminim başka yollarda var, bulanlar da.

 

İçinde gelişene bir bak. Sözle sonuçlanacak doğumun evrelerini gözden geçir. Ya işittiğini kişisel algıladıysan, ya varsayımda bulunuyorsan?

 

Sözler sihirlidir.  Isıtır, üşütür, acıtır, kederlendirir, şaşırtır, umutlandırır, tedavi eder, şüphelendirir. Altı üstü  iki hecelik bir laf. İnsanın dünyasını değiştiriverir, dengesini bozar, huzursuzlaştırır. Ruhsal, fiziksel ya da zihinsel rahatsızlıkların anasıdır sözler.  Derler ya dünya para ve seks üzerine kurulu. Hayır kardeşim, onlarda söze bağlı. Yaklaşık tüm davranışlar, tepkiler söze bağlı. Döngüyü başlatan, baltalayan, şaşırtan, büyüten, saptıran söz.

 

Neden sözlere göre yaşıyoruz?

 

Sözcükler yaşayan varlıklar. Hemen hemen her şey sözle başladı ve başlıyor. Tesir, yuvalanma, kuytulanma, tahrip güçleri çok yüksek. Sözler bizler gibi  belki etten, kemikten değiller ancak ortalama insan ömründen daha uzun yaşam süreleri var. Onları göremez, belki koklayamaz ya da temas da edemezsiniz ama zihninizde, hele de esef vericilerse, sonsuz  yaşarlar. Ölüm anında bile unutulmazlar. Maalesef olumlu sözün ömrü olumsuza göre daha kısa oluyor.

 

Bir zamanlar tanıdığımız insanların, yakınlarımızın, anne-babamızın yüzlerini belki hatırlayamayız ancak sözler hep hatırlanır. Söyleyeni rahatlatan dinleyeni ise rahatsız eden sözcükler bir de hızlı evrim yaşarlar.  Mevcut ölçüm yöntemleriyle ölçülemeyen, en hassas mikroskopla dahi saptanamayan cüsseleri, bölünerek büyüyen hücrelerin aksine birleşerek büyürler de büyürler. Benzer sözcüklerle, daha önceden söylenenlerle birleşirler. Bir de yaşamları doğrusaldır, hep ileriye dönüktür. Ağızdan çıktı mı geri de alınamazlar, geri dönüşleri yoktur aynen yaydan çıkan ok gibi. İyi tartılmadan, öfkenin anlık şişirdiği yelkendeyken söylenen tutarsız bir sözden tutarlı bir sonuç beklemek çok yanıltıcıdır.

 

Kısaca, sükut cesaret ister.

Yazar: berraligezgin

Tutkulu bir öğrenci...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s