Ayna!

Ayna ayna, söyle bana:)

Rüyalarda olmasa hayat çok yavan. Nerelere götürür bizi, hatırlandığında yorumlanır, düşündürür. Bir gizemdir, kimine göre geçmişim birikimi, kimine göre ise günlük hayatın şifresi, geleceğin habercisi. Şaşırtıcıdır. Normal hayatta, gözü açıkken görmesi gerekenleri görmeyen insanoğlu, rüyasında gözü kapalıyken her şeyi nasıl da görüverir. Hep bir mesaj vardır çözülmesi gereken, ya dışarıdan ya içeriden. Olmadığın biçimlerde, tanımadığın kişilerle ve bilmediğin mekanlarda bulunursun. İçerik farklı olsa da rüyalarda endişe hakimdir. Kah hayatının kabusu patronunu döverken, kah tanımlayamayacağı varlıklarla kıyasıya mücadele ederken, kovalanırken, düşerken, kalabalık içinde çıplak kalırken, tuzağa düşerken, ölürken. Rüya paralel bir zaman dilimidir, hep bir aksiyondur, tanınmayan iç dünyanın tezahürüdür. Garip, yarı ölü olduğumuz rüyada gerçek hayattaymışçasına hissederiz.

Ancak, çoğu insan rüyada kendini göremez. Aynen gerçek hayatta olduğu gibi çoğu insan rüyada da seyircidir. Aslında, belki de, kuvvetle muhtemel, kesinlikle her gördüğü, mücadele içinde olduğu kendisinden başkası değildir. İnsanı insan yapanda kendini tanıma cesaretinden başkası değildir. Rüya senin aynandır, sana buradayım beni gör unutma der.

Ayna hep bizledir, doğru yola koyulmamızda vesiledir. Gılgamış ölümsüzlük iksirini bulmak için yola çıktığında Gemici Urşanabi’ye rastlar. Yanlış yolda olduğunu söyleyen Urşanabi, Gılgamış’a ormana geri dönmesini ve orada yüz yirmi küreği kesip meme şeklinde bir ayna yaparak, kendisine geri getirmesini ister. Bunun üzerine Gılgamış ormana gider ve Urşanabi’nin dediği şekilde aynayı yaparak ona verir. Böylece ikisi gemide bu aynayı kullanarak fırtınalı sularla boğuşurlar. Dünyayı gösteren İskenderi’n aynası ise başka bir hikaye. Ya da binlerce kuş, hiçbir ülkenin padişahsız olamayacağı ilkesinden hareketle Simurg’un hükümdarları olması için uzun bir yolculuğa çıkarlar. Süleyman peygamberin postacısı olarak bilinen Hüdhüd’ün öncülüğünde birçok zorluğu aşarak sadece otuz kuş padişahları olan Simurg’a ulaşır. Aslında onların ulaştıkları şey aynadır. Burada sadece kendilerini görürler. Yolculuklarının kendilerini arayıştan öte bir şey olmadığının farkına varırlar. Burada Simurg, ayna metaforudur. Kişiye bizzat kendisini apaçık gösteren hakikattir .
Rivayetlere göre peygamberler bile aynasını hiç yanından ayırmazmış.

“Bilemezsin Sana verecek bir armağanı ne çok aradığımı. Hiçbir şey içime sinmedi. Altın madenine altın sunmanın ne anlamı var. Ya da okyanusa su… Düşündüğüm her şey Doğu’ya baharat götürmek gibiydi. Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok, Çünkü Sen zaten bunlara sahipsin. O yüzden Sana bir ayna getirdim. Kendine bak ve beni hatırla!.” Hz. Mevlana

Tarihin şafağından ta bugüne ruhun kapısı olan yüze, göze aynada bakmak cesaret ister. Tüm aynaların yok olduğu bir dünyada yaşadığını farz et. Sanırım, asıl kabus bu olmalı!

Yazar: berraligezgin

Tutkulu bir öğrenci...

One thought on “Ayna!”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s