Labirentte bir yumak ip

İnsanın hayatı labirentvari, döngüsel evrelerden ibarettir. Bu labirentler hem insanın kalbinin içinde hem de dışındadır. Evreler derken kürenin oluşması, kürenin erginleşmesi, yükselerek parlaması, parlak kürenin açılması, kürenin alçalması ve sonunda yok olarak yeni kürelere dönüşmesi. Bir evreden diğer evreye geçiş, alışılmış bir dünyadan tuhaflıklarla, tehlikeler ve fırsatlarla dolu bir başka dünyaya geçiştir. Muhakkak yeni evrede güçlükler, zorluklar ret edilişler bununla birlikte elde edilecek, üstünlük sağlayacak yeni güçler vardır. Anne karnındaki küreden doğum yıkım gibi görünse de bu çocuğun fevkalade yaşamının yeniden inşasıdır.
 
İnsan aynı anda iki labirentte yaşar ve yolu hem bela tohumları hem de erdemle, umutla dolu tanrısal hediyelerle doludur. Bu yolda insanı geri çekmeye çabalayan ya da ileri götürmeye çalışan birçok vasıta vardır. Zayıflığından dolayı insan genelde macerasız vasat vasıtaları yeğler.
 
Hem içteki hem de dıştaki labirentten aynı anda dışarı, özgürlüğe ulaşmak için bizim için çıkışa değil girişe bağlanmış ve çöze çöze ilerleyebileceğimiz, açabileceğimiz bir yumak ip bırakılmıştır. Bu ip hep vardır ama neredeyse görünmezdir.
 
Bir yumak ip binlerce yılın, yaşanmışlıkların ve yaşanacak olanların mirasıdır, çok hayatidir. Evreden evreye geçişlerde yol bulmak tutunacak bu ip olmaksızın zordur.
 
Canlılar içinde memede en uzun süreyi geçiren insandır. O nedenle insanın tutunabileceği en önemli ip ebeveynleriyle kurduğu bağdır.
 
Eğer tutulan ipin yünü yüzyıllardan süzülmüş deneyim, çaba, alın teri ve yürekten şefkatle, sevgiyle eğrilmemişse ip sıkı olmaz, kolaylıkla kopar hem içte hem de dış labirentte insan yönünü kolay bulamaz.
 
Bu ip bizden önce var olduğuna göre labirenti bizden daha iyi bilmektedir. Zaman zaman macera hissiyle bu ipi bıraktığımız anlar olacaktır. İşte o zaman da nerede bir ödül bulacağımız düşünürsek orada bir bela, nerede bir sevgi bulacağımızı düşünürsek orada bir nefret, nerede dışa, özgürlüğe kavuşacağımızı umarsak orada bir içe gömülüş tecrübe ederiz. Yolunu bulmak ve yolunu kaybetmişlik arasında dolanıp dururuz. Korku ve acıma arasında yolculuk edip, eninde sonunda bizi saracak olan kaybolma dehşetinden kurtulmanın yollarını yoklarız. İpi bırakıp, yanılsamayı giyinmiş gerçeklikle karşılaştığımız anlarda onun peşine takılıp, hastalıklı ve umutsuz cesaretle kendi yok oluşumuzun adımlarını hızlandırırız. Başarısızlık, kayıp, hayal kırıklığı ve sonsuza kadar süreceğine inandırıldığımız mutluluk masallarının gerçek olmayan yüzüyle tanışırız.
 
İpi bırakmak değil aramamak vahimdir. Onu talan edici bir sesle değil, sessizce aramalıyız. Yaşam ve ölümün olduğu yerde sabreden varlığın görünür olduğunu, zaferlerin fiziksel değil psikolojik olduğunu anlamalı, sessizce, düşürdüğümüz hayatın paha biçilmez hediyesi olan ipi bulmanın yollarına bakmalıyız. Sessizlikle kaplı çocukluk mutluluğumuzu yeniden bulmalıyız.

Yazar: berraligezgin

Tutkulu bir öğrenci...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s