Zaman, ben ve küçük bahçem…

Duruyor zaman karşımda

Bir eli yanağında, diğeri çenesinin altında

Uzun uzun bakıyor, el ediyor

İzbe ağzında kader, bahçeme arsız kelimeler döküyor

 

Küçük bahçemde büyük masal, külleri gece

Issız, yalnız, ardına bakmayan zaman bilmece

Küçük ellerinle yoğrulan haşhaş çöreği

Müsaadenle yer soframda olsa meze

 

Duymuyor beni zaman, karşımda haylaz

Bir eli başında diğeri salınmış, yanında

Yürüdüm geçtim uzağından küllenmiş ümitte

Bahçem, şu an, yarın ve kainat birbirine girmiş, dönmekte

 

Oysaki bahar gelmişti bahçeme

Başaklar göğe ermiş, tarhlarda gelincik

Yer, gök ve kirazları çiçek basmış bir neşe

Asmada üzüm, tez vakitte mey olmak derdinde

 

Saatler durmuş, zaman karşımda

Sanki bir kutlamada, kollar havada

Hayata yeniden başlatmaya arzulu

İçimi yıkayan bahçemden su fışkırmakta

 

Bahçemde kurumuş bir gönül karası

Geçer mi, geçmez mi diyen fallar nazlı

Ölüm sır gibi bir şey ama kimse ölmez ki!

Sarı lale uykusunda durulmaz ateş ne bilebilir ki?

 

Yoruldu zaman karşımda

Kırılmış kalbini kavramış nefesi, üstünde eli

Diz çöken, peşinden kovalayan beni

Biliyorum böyle daha güzel artık bahçemden gitmem ki.

 

Bahçemde söğütte bir aşiyan, içinde serçeler,

Yerde toprak gökte yıldız, alemden kopuk hergeleler

Dört bir yandan geldiler, ayrılmaz  gibiydiler,

Sona erdiğinde gün, durulur mu dalgalanan denizler?

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s