Keman, yay, tuşe ve ben.

Marizdin, oysa ben
Hazırdım tüm benliğimle
Tane tane kabarıp
Masum derdinin üzerini örtmeye
Buruşmuş gamdan kederden
Yıllanmış izlere engerek hislere
Yürekten, apansız bir yankı gelince
Koyverdim sessizliğime
Ay ışığı elimde yaya diyordum ki
Ardında yaş bırakma
O hasta, yorgun kadın
Küs kalmak yakışmaz sana
Kurşun kadar ağırlaşmış
Sona yaklaşmış olsa da
Bırakma peşrevi, semaileri
Dedim ama dinlemedi beni kırılıverdi
Son ümit sana seslendim tanımadın beni
Bilemedin sana olan hasretimizi
Kelamım tamburda çivilendi
Üstüm kuşanmış telden gidemedim ileri
Matem içtim, asıldım
Kırmak için tellerden zinciri
Oysa umarsız sen terkettin bizi,
Savurdun yeniden hicran kokan elini
Oysaki sen bir pencereydin
Ben ise camdaki el izi
Her akşam bir bez gelip
Silip, ayırırdı senden bizi
Saati kurma, hapsetme dedim bizi içeri
İçimde gökyüzü büyüten gece feneri
Duymadın ne tuşeyi, arşeyi ne de serseri beni,
Büktük boynumuzu, dedik tende can yeterli
Fiksler ayrılıktan büzüşmüş gerilmeyi beklerken
Eşik ağlar, sessiz notaları dökerken
Çantanda ben ve yastık titrek çeneni özlerken
Ellerin değsin istemedin, neyin yorgunun sen?
Hatırla, gecenin kemanıyım ben
Aşka eksik ölmek istemeyen
Her akşamın üstünde, ayın altında
Hicranı dağıtan besteni bekleyen.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s