Romanın adı “Akraba”

Sülale, akraba, aile hayatı demeyin. Gerçekten karakterler ROMAN gibi. Neler var neler. Kardeş, amca, hala, dalı, yenge, teyze, kuzen, elti, dede, kaynana, kaynata, kayınço, baldız, enişte, görümce…

 

Aramızdaki dostluk başka ama düşmanlık ormandaki ateş gibi. Hayırlı komşu, hayırsız akrabandan iyi ve genelde akraba düşmanlığının akrep sokmasından kötü olduğu tembihleriyle büyüdük. Hayatta var olan tüm kişilikleri minyatür düzeyde barındıran “sülale” denen topluluğun kişiye hayatı öğretmesi kaçınılmaz. Ne de olsa her sıfat var:

 

“Fesat, kıskanç, dedikoducu, hanımköylü, kavgacı, paragöz, yiyici, mülayim, sulu, arıza, tamirci, fedakar, hiperaktif, suratsız, vurdumduymaz, girişimci, varyemez, kötümser, cimri, korku kraliçesi, geçmişten gelen bir akraba, yargıcı, mirasyedi, hortumcu, patavatsız, muhafazakar, depresif, goygoycu, eyyamcı…”

 

Olumlu, iyiliksever, kötü gün dostu akrabayı ve akrabalığı tenzih ederek “Aile yazarlığı” için zengin karakterleri barındırdığına inandığım bu romandaki bazı tiplemeler şöyle:

 

Fesat:Diğer akrabalarını ona göre Allah’tan daha sık görürsün ama oturaklı, sizi ele vermek için doğmuş bu tipi bir defa görmen yeter. Gördüğünde de sürekli seni diğerleriyle karşılaştırır ve sana kendini kötü hissettirir. “Bak onun gibi başka okulda okusaydın şöyle olurdun”, “şunla evlenseydin hayatın kurtulurdu” tarzında sürekli kıyasla fesat çıkarır. Bürokratik samimidir. Ziyaretine gittiğinizde ona “az daha koysana diyemez” onun yerine “ellerine sağlık” dersin. Kadınsa  her zaman size baba disiplini ve kadınlığın getirdiği şefkati karıştırıp sumaya kalkar. Ama sizi acımasızca eleştirmekten kaçınmaz.  Gökten zembille indirdiği kendi çocuklarının başarılardan bahsetmeye bayılır.Durumun kötü olur, yanına bile uğramaz. Başına bir iş geldi mi zevkten dört köşe olur. Üç kuruş parana malına kem gözle bakar zarar gelse de sevinsem diye. Bayramlarda tatillerde en kral yerlere giderler son model araçlara binerler yine de durumum kötü diye ağlaşıp dururlar. Sürekli meraklıdırlar. Her şeyi bilirler. Sizin hayatınıza sürekli müdahale ederler. Her yerde dedikodunuzu yaparlar. Sürekli laf sokmalar ” hala mı iş bulamadın?”, “hala mı bir okul kazanamadın” lar… Üniversiteyi kazanırsın, “öğretmenliği mi kazandın?” diyerek küçümserler.

 

Kıskanç:Sen batınca gizli gizli göbek atan, boşanınca kına yakan, zor zamanlarında hiç hal hatır sormayıp tef çalan, yuvan yıkılsın diye avuç açan bir cinstir.  Başarını “ne var on da ya” diyerek mütemadiyen lafla küçültmeye çalışır. Kem gözlüdür. Anne tarafındansa seni asla baba tarafına benzetmez. Baba tarafındansa senin annenle zaten alakan yoktur. Asıl problemi kendisiyle, kendi eşiyledir ama sana çelme takmaktan, mutluluğunuza limon sıkmaktan geri durmaz. Korku filmi gibidirler ve sizi anti-depresan haplarla tanıştırırlar. Kendisinin yemediği halt kalmadığında tüm akrabaların görmezden gelip, sizin tek hatanızda ortalığı ayağa kaldıran kişidir.

 

Laf bükücü:Size karşı ekzantirik bir duyarlılık sergileyen, istediği zaman olağanüstü anlayışlı olabilen bir tarafı bal diğer tarafı dız (vızıldamak, dızıldamak) olan bir akraba türü. Bunlar diğerlerine doğru laf ticareti yaparlar. Senden aldığı lafı allayıp pullayıp misli misli abartarak yayarlar. Kendi eksiklerini sizden sır gibi saklayıp, sizin eksiklerinizi öğrenmek için evinize resmen kamp kuran, pasta börek çörek getirme bahaneleriyle iç dünyanızı öğrenip kaleyi içten fethetmeye çalışanlardır. Seyrek de görüşseniz bu tellakların etkisi atom bombası gibidir. İki yüzlülükte Nobel ödülü alacak kadar ustadırlar. Sizi yıllardır görmemiş olsalar da sizi çok iyi tanıdıklarını düşünürler.  “Gıybet yapıyorsun ama ayıp” dediğinizde yok ben gıybet yapmıyorum, doğruları söylüyorum diyendir. Düşman kazanmak isteyen bu tür akrabayla bolca gıybet yapabilir. Bir diğer akrabanızı onun haberi olmadan onun hakkında, onu rahatsız edecek konuşmalarda bulunmakta o kadar ustadır ki gıybet yapılan gelse dinlese “vay be bak şu şerefsize” diyebilir. Hz. Ali’nin uyardığı bir türdür: “sırrın senin kölendir. Sırrını ifşa edince sen onun kölesi olursun.”

 

Boşboğaz:Küçükken sizi sadece bir defa dahi görmüşlerse yaptığınız yaramazlığı, haylazlığı sürekli yüzünüze vururlar. Size hep o kısa pantolonlu çocukmuş gibi davranırlar. Onların yanında asla büyük değilsinizdir.  Kafanıza vurup saçınızı çekerek komiklikler yaparlar. Taktığınız küpeye “mana” bulurlar. Giyiminizi hiç beğenmezler. Annenizin hiç bir sorunu olmamasına rağmen annenizle nasıl konuşacağınızı, ona nasıl davranacağınızı “öğretirler”. Bol bol boş öğüt verirler. Gideceğiniz okula, evleneceğiniz kişiye kadar karışırlar. Üzerinizde hakları “çoktur”. Aldığın maaşı merak eder, kaç odalı evin olduğunu sorar, bindiğin arabaya kadar sorgular.

 

Paragöz:Seni değil akraba insan olarak dahi görmeyen, hayatı maddiyattan ibaret olan kişidir. Yaşlı olsa da sonsuz yaşayacağına inanan, ailenin miras konularında ileri geri konuşan, sülaleyi ayakta tutan kökler dünyadan göçtükten sonra ortaya çıkan bir tiptir. Çocukken bir dönem evlerine gitmek için can attığınız ancak büyüdüğünüzde ailenin içini oyan ağaç kurdu olduğunu anladığınız insandır. Senelerce senin ailen karşılık beklemeden onun da bakması gereken bir büyüğe kesin bakmıştır. Annede, babandaki tüm hasarların mimarı olan bu insandır. Ölen büyüğün evini, mallarını filan yağmalayan, ben daha az aldım, sen daha çok aldın diye birbirine düşman olan bir çapulcu bir insandır.  Erkekse Ceyar vari, kadınsa Suelin tarzı bir tipi vardır.

 

Militan:Ölürüm görmeyince diyemeyeceğiniz bir insandır. Eski Türkçede “körümçü”, bir anlamı da falcı olan bir türdür. Ahkam kesmeye bayılırlar. Ayrıca yeni gelin düşmanıdırlar. Oğlunu aşırı koruyan kayınvalideden daha tehlikelidir. Aileye giren genç ve güzel kadını tehdit olarak algılayan ana kraliçe budur. Erkek kardeşini fikren ele geçirerek, geline daha ilk baştan mal varlığını parçalayacak yaratık olarak baktığından mesafelidir. Kız istemeye giderken abisine sık sık “emin misin?” diye soran tiptir. O kadar düşüncelidir ki “senin yerine bile düşünür.” Sıklıkla “yok anam yok, kimseye yaranılmıyor” lafını eden kişidir. Kayınvalide ile fitne fücur ittifakında olabilir. Damat kararlarında onun ağzının içine bakar, kaynanadan bile beterdir. Sözlerini her daim dikkate almanız gereken kişidir. Bu tek başına bir kişi değildir, tüm aileyi ve akrabaları temsil eder. Sır diye anlattığınız tüm konular onun elinde koza dönüşür.

 

Fitneci:En sorunlu tiplerden biridir. Başkaları, özellikle aile büyükleri tarafından sonradan fark edilen yegane düşman olan insanlardır. Onunla ilişki çetrefillidir. “Sizinkiler kardeşinin çocuğunu seviyor ama benimkini sevmiyor” dan bir başlar, “diğerine annen daha yakın davranıyordan” çıkar, beyninizde et kaldıysa onu da sonuna kadar yer. Sidik yarışının ustasıdır. Aileye önce gelen sonra gelene göre göre kıdemlidir. Bir diğerini mütemadiyen kıyasla gözden düşürmeye programlıdır. Birbirine düşürme yarışmanın  organizatörüdür. Akrabanın bünyesi gaza gelmeye müsaitse boşboğaz görünümlü fitneciden gelen ataklarla dünyanın sonuna kadar devam eden bir yarışma başlar. Kardeşleri birbirine düşürme ve kardeş ortaklıklarını bozmada mahir olan fitnecileri asla boş geçmemek lazım. Hatta bazen kaynanayı devirme organizasyonunda birlikte ortak çalışmalar da yapabilirler. Kocaları birbirine düşüren dünya barışının en büyük engelidirler. O çalışmaz siz çalışıyorsanız, sizi kıskanır. Eskiyen bir eşyanızı değiştirseniz sizi ayıplar. Eğer toplum içinde bacak bacak üstüne atarsanız, edebinize karışır size “ne kadar hafifsin” diye bakar. Size kızıp maazallah facebooktan bile siler. Sabah kahvesi içerken onunla dedikodu yapacağınız bir fitneciniz yoksa bu hayatınızın en büyük pişmanlığı olabilir.

 

Eyyamcı:Güne göre davranan, fırıldak rüzgar gülüdür. Hem eyyam la hem goygoyla size yakın durmaya çalışır, her daim su üstünde gemisini yürüten bir denge üstadıdır. Her ailenin en beklenen kişisidir.  Dört gözle beklenir. Muhabbettir. Hayatın kaymağıdır. Her türlü işi halledecek bir güce sahiptir. Görünüşte bir sırdaş, bir dosttur. Arkadaştan farklıdır çünkü ailenizin bir parçasıdır ama değildir de… Çelişkide kaldığınızda ilk kapısına gideceğiniz kişidir. Genç bir kadınsanız sizin erkekler konusunda danışabileceğiniz tahkim kurulu gibidir. Düğünden önce elinizi, düğünden sonra canınızı sıkar. Önünden arkasından sövüp saysan da, yanına geldiğinde, senden bir şey istediğinde içten içe gurur duyduğun, mutsuzken mutlu eden, mutluyken mutsuz eden, aslında hiç bir şey bilmeyen fakat biliyor gibi görünen, asla burnundan kıl aldırmayan, el sıkmanın kitabını yazabilecek olan, güvenilir yalancı kişidir.Sorulan bir soruya asla “evet” ya da “hayır” cevabı vermeyen, sorulan konu ile alakalı/alakasız oradan girip buradan çıkan, lafı döndürüp dolaştıran, sorulan soruyu soran kişiye unutturan, laf hokkabazı, haklı da olsa haksız da olsa her zaman haklı olduğunu düşünendir.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s