Mısırda Kedi ve Firavun

Çok eski zamanlarda, Mısır denen ülkede bir firavun yaşarmış. Bu Firavun halkı tarafından çok sevilirmiş. O kadar iyi kalpli bir kişiymiş ki herkes ona sadece kişiliğinden dolayı saygı ve sevgi duyarmış. Ta ki Firavunun baş danışmanı değişene kadar sürmüş huzurlu yönetimi. Sonra bir gün Firavun öylesine emirler vermeğe başlamış ki çevresindekiler inanılmaz şaşkın. Bu değişikliğin nedeni bir türlü anlaşılamamış. Ancak firavunun kalbindeki beyaz ışık giderek solmaya başlamış. Yerini karanlığa terk etmiş. Yanında baş danışmanı olmaksızın dolaşamaz olmuş. Halk oldukça üzgün, ger yeni gelen emirle sarsılıyormuş. Firavunun kalbi taşlaşmış. Taşlaşma ellerinden devam etmiş. Artık bir kayaya dönüyormuş. Her yeni verdiği ve insanların kötülüğüne neden olan kararla biraz daha taşa dönüyormuş.

 

Tafi, yer altında kutsal mağarada yaşayan kedi, gördüğü rüyayla uyanmış.  Yüzyıllardır boynundaki tasmada takılı olan fanusun içindeki maden parlamaya başlamış. Çevreyi aydınlatmış.  Ne yapması gerektiğini biliyormuş. Kutsal mağaradan yeryüzüne açılan gizli tünellerden birine yaklaşmış. Patisini duvardaki oyuğa yerleştirmiş. Duvar yana kayarak açılmış. Tafi sükunetle içeri adım atmış. Adım attığı andan itibaren tüneldeki meşaleler yanmaya başlamış. İçerisi en az gündüz kadar aydınlanmış.

 

Baş danışman huzursuz, bir şeyler olduğunu anlamış. Yer hafiften sarsılmış. Toprak kızıllaşmış. Başdanışmanın asasındaki  küre ışımış. Kötülerin efendisi kontrolü altındaki başdanışmana, iyiliğin yeryüzüne çıkmaya ve firavuna ulaşmaya çalıştığını anlatmış. Başdanışman efendisinin emri üzerine, şehrin çevresine  savunma hatları kurmuş. Yedi hat, yedisi de birbirinden çetin hat. Tafi bir ormanda yeryüzüne çıkmış. Kısa bir koşudan sonra şehrin kenar mahallelerine gelmiş. Bir meydan dan geçmesi gerekiyormuş. 12 sokağa açılan bu meydan boş görünüyormuş. Tafi sırtını duvara verip çevresini koklamış. Hiçbir  yabancı oku olmadığından meydana çıkmış. İyiliğin ışığını gizlemiş.

 

Meydana adım attığı anda 12 sokağın başında  gizlenmiş büyük, devasa köpekler hızla Tafinin çevresini sarmış. Tafi hiçbir yana hareket edemez durumdaymış. İyiliğin ışığını kapayan kumaşı kaldırmış. Köpeklerin gözleri kamaşmış. Tafi fırsattan yararlanmış. Her bir köpeğin alnına patisiyle ışık yaymış. Köpeklerin kalbine beyaz ışık inmiş. Renkleri kar kadar beyazlamış. Baş danışmanın emrinde olan köpekler Tafiye bağlılık yemini etmiş.

 

Hep birlikte Firavunu kurtarmak, ona iyilik ışığını akıtmak için yola çıkmışlar. Diğer hatta bekleyen tek gözlerden habersiz ormana dalmışlar. Ormanda onları bekleyen korkunç canavarların farkına varamamışlar. Tek gözler insanla beslenen, canları içerde tutsak eden, onların enerjilerini emen kötü yaratıklarmış. Her biri ağaç şekline bürünmüşler. Ormanda bir ağacı tek gözden ayırmak mümkün değilmiş. Ay bulutların arasına girince Tafi ve arkadaşları karanlıktan yararlanmak için koşmaya başlamışlar. Ama 12 köpeğin 12side birden canları yandığından havlamaya başlamış. Ortalık ana baba gününe dönmüş. Tek gözler ağaçtan kollarıyla yanlarından geçen bütün köpekleri yakalamışlar. Onları sımsıkı sarıp kendilerine doğru çekmişler. İçerine hapsetmişler.

 

Tafi çaresiz bir şekilde bu yeni düşmanlarla nasıl baş edeceğini düşüne dursun, yerden toprağın kabararak kendine doğru gelen bir şeyin olduğunu fark etmiş. yandaki kayanın üzerine zıplayıvermiş. Yerden burnu boncuk, bıyıkları uzun bir yaratık çıkmış. Beni takip et demiş. Toprağın altını hissedemez tek gözler. Tafi önce tedirgin olmuş. Ama bu köstebeğin de boynunda kendisininkine benzer tılsımlı tasma olduğunu görünce rahatlamış. Köstebeğin açtığı tünele girmiş.

 

Köpekleri nasıl kurtarabilirim diye sorduğunda köstebek, yandan akan nehrin sesini duyuyor musun diye sormuş. Tafi evet demiş. O zaman tılsımından kullan. Tafi tılsımı suya damlatınca su Tafinin emrine girmiş. Bir mızrağa, bir kılıca, bir yay ve oka dönüvermiş. Tafi suyun kulağına fısıldamış. Kılıç, mızrak ve yay tek gözlerin üzerine çullanmış. Canlıları kollarıyla tutabilen ve hapseden tek gözler suyu tutamıyorlarmış. Tüm kollarını kullanmaya karar verince de, hapis ettikleri o an içlerinde bulunan tüm insanalr, hayvanlar kurtuluvermiş.

 

Tafi köpeklere sevinirken kurtulan insanlarda karşısına gelip diz çökmüş. Bunlar Firavunun kayıp Muhafızlarıymış. Kötülerin efendisi ormanda tek gözlerle bunlara tuzak kurup, enerjilerini emiyormuş. Muhafızlar savaş konusunda uzmanmış. Kimi toprağa, kimi havaya kimi suya kimi de ateşe hükmede biliyormuş. Dört muhafız binlerce asker gücündeymiş.

 

Tafi, 12 köpek, köstebeğin açtığı tünelden Muhafızlarda ateş, toprak, su ve havaya binerek şehre doğru kanat açmışlar.  Kötülerin efendisi Başdanışmana yeni bir emir verip, şehirdeki tüm çocukları toplamasını istemiş. Firavunun emrine kimse karşı gelmemiş. Çocukların başlarına sihirli miğfer geçirmişler. Çocuklar birden kötü oluvermişler.

 

Artık Tafi, Köpekler ve muhafızlar şehrin surlarına yaklaşmış. Surların çevresinde bekleyen çocukları görünce meraklanmış. Çocuklar çok masum göründüğünden Tafi onlara yaklaşmış. Tafi tam bir şey soracakken, çocuklar elektrikten örülme bir ağı tafiye atmış. Tafi kıl payı kurtulmuş, ama elektrik ağı boynundaki tılsımı koparmış. Tılsım Tafiden ayrılınca hemen kendini gizlemeye çalışmış. Ama çocuklardan biri onu fark etmiş. Tafinin gözünden bir damla üzüntü gözyaşı olmuş. İşte bu sırada çocuk bu damlayı görmüş. Başındaki miğfer kendiliğinden yok olmuş. Acı çeken tafinin gözyaşı büyümüş. Kocaman bir bulut olmuş. Yağmur gibi tüm çocukalrın üstüne yağmış. Miğferlerden kurtulan çocuklar Tafinin yanında yer almış. Tafinin büyük bir ordusu varmış artık. Başdanışman hiç yanından ayrılmadığı firavunun odasından çıkmış. Yanından ayrıldığında firavunu saran kötülük zarı inceliyormuş. Firavun ayağa kalkmış. Aynadaki yansımasına bakmış. Taşlaşan ellerinden korkmuş. İçinde sönmeye yüz tutan iyilik ışığından biraz parlama olmuş. Tafi parlamanın hangi odadan geldiğini görmüş. Muhafızlar başdanışmanın küresiyle kıyasıya mücadeleye girmişler. Tafi ışığın geldiği yere ustalıkla tırmanmış. Firavunun yastığının altına çocuklardan geri aldığı tılsımı bırakmış. Firavun yorulduğundan yatağa geri yatmış. Tam da ensesi tılsıma değmiş. Tılsımdaki beyaz ışık firavunun bedenine girivermiş. Böylelikle içindeki kötü ışık sönüvermiş.

 

Tafi, yenilen Başdanışmanın ellerini ışın kelepçesiyle bağlamış. Yeryüzünden göğe uzanan ışığa onu teslim ederek sonsuzluğa uğurlamış. Mısırda, çölleşen bu ülkede çöller çayırlara dönmüş. Kurumuş vadilerden vahalar, ırmaklar coşmuş. Bu başarılarından dolayı, kedi ve köpekler insanlara muhafız kılınmış. İçlerine sonsuz sevgi katılmış.

Kuşadası

Gezmenin tadına varılabilecek ender mekanlardan. aslında tek başına bir kutu. Katman katman açılmayı bekleyen bir hazine haritası. Özellikle Kalamaki. Yalnızlığın tadına doyasıya varılacak bir yer. doğa hem korunaklı hem vahşi. Macera sevenler için kanyon. sonsuzluğa sürüklenmek isteyenler için ise denizin kendisi. dalgalara teslim taşlar ve kumsal.

Masal tadında gezmek

Gezebilmek bir insanın kendine yapabileceği en önemli katkılardan.  Hele de tadına vararak gezebilmek, olumlu hatıralara dönüştürebilmek.  Gezilen yerlerin bir hatıraya dönüşmesinde kalınan yerlerle ilgili deneyimler ister istemez önemli yer tutuyor.  Masal tadında gezebilmek için masalımsı konaklamalar yapılabilmeli. İyi dinlenme (süresi önemli değil) zihnin, vücudun ve ruhun yaşananları hazmetmesi, yaşanılacakların ön heyecanının yaşanması için bir mekan.

Mekan tüm toplumlarda ve kültürlerde en kutsal yer.  Kutsal yerler bu yüzden masalımsı gezilerin ortak reçetesi.

Kalınacak yerin lüks bir otel olmasından bahsetmiyorum. Konaklama konusu otelden daha büyük. O mekanda geçirilen süre, görülen yerler, temas edilen kültür ve insanlar, öğrenilen yeni şeyler, peşinden koşulan hayaller, tadılan lezzetler eşittir o yerde konaklama.

Aydın ve Müzesi

Bu derece sizi şaşırtabilecek başka bir mekan yok Aydın’da. Özellikle yazın sıcağında sizi binlerce yıl önceye götürebilecek klimalı tek zaman makinesi burası. Tamam. İtiraf edeyim. Devlet kurumlarına sinmiş o adını koyamadığım hava biraz yok değil. Hani Müdür sadece müdür düzeyindekilerle muhatap olur. Aman bizim işimiz tarihle, düşünmeyle tanımayla diyorsanız hiç personele bulaşmadan alın çocukları, medeniyetin ne kadar beşiğinde olduklarını anlasınlar. Düşünsenize bir Alman 3-5 bin km kat ediyor bunları görmek için. Cok iyi sergiler var. Biraz seyirlik olması can sıkıcı. Hani daha böyle dokunabileceğiniz deneyimler olsa derim. Yinede okuyarak gezebileceğiniz tek yer.